Kaz Dağları'nda Saklı Cennet; Zeytinbağı

Kaz Dağları'nda Saklı Cennet; Zeytinbağı

Kaz Dağlarında muhteşem bir yerden bahsedeceğim sizlere. Belki bilenler vardır. Yanılmıyorsam 15 sene oldu açılalı. Bu süre zarfında da kendi çapında bir hayran kitlesi yarattı diye tahmin ediyorum. Kuytularda gizli, çam ağaçları arasında saklı, taş yapılarıyla gözünüzü okşayan, mutfağından çıkan eşsiz lezzetlerle kalbinizi çalan Zeytinbağı'ndan bahsediyorum. Tuncel-Menend Kurtiz ile Erhan Şeker'in hayallerini hayata geçirdikleri mekan. Kuş sesleri arasında, her daim çam kokusuyla, her mevsim ayrı çiçek ve ot kokularıyla uyandığınız butik otel. 

Yörede yetişen ürünlerle üretilmiş tatları sunan çok özel bir mutfağı var Zeytinbağı'nın. Hale gelen mevsimsiz sebze ve meyvelerle ilgisi olmadığı için bu mutfağın, yılın her mevsiminde ayrı lezzetlerle karşılıyor konuklarını, toprak ne veriyorsa. Bu arada kendi sebzelerini yetiştirdikleri bir bahçeleri var, her şey dalından burada, sonsuz bir özen ve özveriyle hazırlanıp sunuluyor. Arkadaki emeğin çokluğundan olsa gerek fiyatlar ortalamadan biraz yüksek. Önünüze gelen her yemeğin malzemesinin dalından o sabah koptuğunu düşününce ödediğiniz her kuruşa değdiğini düşünüyorum.

 En sevdiğim Zeytinbağı mevsimi ilkbahar. Şubattan itibaren otun her çeşidini yiyebilirsiniz. Yine de benim iki favorim var ısırgan ve yabani kuşkonmaz. Bu mutfakta pişen ısırganlı börek gibisini yememişsinizdir, tadı damağınızda kalıyor. Yabani kuşkonmaz ise nasıl ince, nasıl narin, nasıl çıtır çıtır.. İsmi yabani, yörenin mis kokulu zeytinyağı ile karışınca ağızda dağılıyor. Bizim büyük şehirde, büyük marketlerden aldığımız kuşkonmazlarla alakası yok. Kahvaltıda yumurta ile hemhal olmuş halini yemek ayrı bir zevk. ''Kahvaltıda yabani kuşkonmazlı yumurta yiyebildiysem başka bir şey istemem'' diyeceğim ama Zeytinbağı'nda kahvaltı ediyorsanız yöresel peynirleri, nefis zeytinleri ve zeytinyağları, bahçenin meyvelerinden yapılan reçelleri, mis kokulu ekmekleri, çeşit çeşit börekleri yemeden geçilecek gibi değil.

Aynı şekilde şarapta marine edilmiş fener balığı, taze bakladan favası, çeşit çeşit karidesleri, kalamarları, balık carpacciosu, morel mantarlı ev yapımı makarnası, sardalya turşusu, lor köftesi, muhtelif ot kavurmaları tadına bakılması gereken lezzetler. Ancak Zeytinbağı mutfağından çıkan tüm eşsiz yemekler arasında yine iki favorim var. Ne olduklarını söylemeden şunu belirtmeliyim;  Ben et yemeye gönüllü bir insan değilim. Vejetaryen değilim ama et çok cazip değilse yemem. Bir yerde et yiyorsam, o et güzeldir. Ve işte favori lezzetlerimin birincisi kuzu etli enginar; bu lezzeti anlatmakla bitiremem. O nasıl bir et, lokum gibi, o nasıl bir enginar.. Bir yemek ruhunuza iyi gelir mi? Bu geliyor. Kışın sonunda gidip Zeytinbağı'nda kuzu etli enginar yiyorsunuz ya, o an 'Oh bahar gelmiş' diyorsunuz. Diğer favorim de bamya bayıldı. İmam bayıldının bamyadan yapılmış hali diyebilirim kısaca ama kocaman bir bamyadan. Bu kadar büyük bamyadan yapılmış yemek iki yerde karşıma çıktı. Biri Hindistan'da yediğim bamya kızartmasıydı, diğeri de Zeytinbağı'nın bamya bayıldısı. İtiraf edeyim her iki seferde de tereddüt ettim, bu kadar büyük bamyadan nasıl bir lezzet çıkabilir ki diye.. Bugün biliyorum ki iyi bir şefin elinde o bamyalar şölene dönüşüyor. 

İyi bir şef demişken Erhan Şeker'in adını anmamak olmaz. Zeytinbağı Restoranın başındaki kişi Erhan Şeker, okullu bir şef değil ama alaylı da değil. Yani bizim anladığımız anlamda alaylı, hani çocukluktan itibaren restoranlarda çalışmış gibi. Değil. Onun durumuna ne denir bilmiyorum.

Çok iyi yemek yapan, bundan da büyük zevk alan bir annenin çocuğu olmakla açıklıyor sahip olduğu yemek bilgisini ve yemek konusundaki eşsiz vizyonunu. Annesi kız-erkek bütün çocuklarını küçük yaştan itibaren mutfağa sokmuş. Yıllar içinde mutfak adına pek çok şey öğrenmiş ve kendi tarzını yaratmış Erhan Şeker. Bu konudaki yeteneği ve farklılığı dikkat çekmiş olmalı ki Fransa ve İspanya'daki okullarda konuk öğretmen olarak dersler vermiş. Zeytinbağı'nda da zaman zaman yemek kursları düzenliyor. Kurslardan birine denk gelirseniz hiç kaçırmayın derim. Yemek yapmayı ayrı bir seviyorsunuz Erhan Şeker'den öğrendiklerinizle.

Uzun lafın kısası Zeytinbağı'na gidin, varsa söylediklerimden yiyin, yoksa 'Şef ne yememizi önerir?' diye sorun. Zeytinbağı'nda konaklamadan kapı müşterisi olarak gidecekseniz mutlaka önceden arayıp rezervasyon yapın. Kısıtlı vaktiniz varsa hiç gitmeyin. Aceleyle yemek yenecek bir mekan değil Zeytinbağı. Anlattıklarımdan olayın Slow Food olduğu anlaşılmıştır diye tahmin ediyorum. Gidin bahçesinde oturun, ağaçlara sırtınızı yaslayın, sebze bahçesine bir göz gezdirin, manzaraya doğru hiç bir şey düşünmeden bakakalın. Mevsim bahçe için uygun değilse içerde oturun, sohbet edin, çalan yumuşacık müzikleri dinleyin, çayınızı yudumlayın, beklemenin tadına varın, çok özel bir yemek deneyimi yaşayacak olmanın heyecanını yaşayın. Ne yerseniz yiyin üzerine tatlı yemeden ayrılmayın Zeytinbağı'ndan. https://www.zeytinbagi.com