Esra ve Mithat Uysal ile Ayurveda Hakkında Konuştuk

Esra ve Mithat Uysal

Esra ve Mithat UysalAyurveda Pratisyeni

08 Haziran 2020
Esra ve Mithat Uysal ile Ayurveda Hakkında  Konuştuk

Ayurveda Pratisyeni Esra ve Mithat Uysal çiftiyle kökleri Hindistan'daki Vedik kültüre dayanan, 5000 yıldan daha uzun bir geçmişle Çin tıbbından bile daha eski olan, kadim sistem Ayurveda hakkında konuştuk. Ayurveda'nın ne olduğunun yanında, temel bazı kavramlarından, kendi yolculuklarından, ayurvedik danışmanlık almanın nasıl bir süreç olduğundan bahsettiler. 

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Esra ve Mithat kimdir?

17 yıl önce üniversitede tanıştık ve aslında yolculuğumuz o gün başladı diyebiliriz.  Aynı bölümde, daha o zamanlardan birbirimize destek olarak beş yıl okuyup üniversiteyi bitirdik. Aynı yoldan gitme kaderimiz, ilk iş deneyimlerimizde bile aynı mesleği yapmamızla kendini gösterdi. Yaklaşık dört yıl kadar bankacılık ile geçen günlerin biteceği zamanı hayal ederken, bir yandan farklı bir yaşamın mümkün olduğunu bilerek yeni fikirler geliştiriyorduk. Bu süreç o kadar da kolay olmadı aslında ve her ikimiz de hem ruhsal, hem fiziksel olarak farklı rahatsızlıklar yaşadık. Bardağı taşıran son damlayı beklemeden her ikimiz de belli aralıklarla işlerimizi bırakıp İzmir’e yerleştik. 

Bankacılık yaparken hem işin stresi, hem de yaradılışlarımıza uygun olmayan çarpık enerjiler nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlıkların tedavisi için farklı yöntemler aramaya başladık. 

İlk iyileşme adımımız olan Doğal Nefes Çalışmaları, bizi eski sağlığımıza kavuşturdu. Sonrasında parlak gözlerle birbirine ‘hadi bu yolda ilerleyelim’ dercesine bakan heyecanlı bir çift vardı. Sonrası çok yoğun, çok heyecanlı ve bence çok ilham verici hala devam eden bir yolculuk. 

Ayurveda ile tanışmanız nasıl oldu?

Nefes ve Yaşam Koçluğu eğitimlerinden sonra Access Bars, Reiki, NLP eğitimleri aldık. Daha sonra iki farklı yerden masaj eğitimleri alarak nefes ve masajı birleştirdiğimiz bir yöntem ile masaj seansları da vermeye başladık. 

Bu süreçte hala bütünselliği daha güçlü bir şekilde yaratabilecek bir şeyler aramaya devam ediyorduk aslında. Yani hala bile öyle, biz hiç tamam oldu, yeter bu kadar demedik. 

Bu gelişim, öğrenme ve arayış süreci devam ettiği dönemde bir gezi sırasında kutsal bir mekanda, duvarlardaki eserlere bakarken, gezi grubunda olan fakat tanımadığım bir kişi avcumun içine bir kağıt bıraktı. Şifa, nefes, masaj gibi şeylerle ilgili olduğumuzu duyup bu konularla ilgili olduğunu bildiği bir kişinin iletişim bilgilerini verdi bize. Teşekkür ettik ve kağıdı aslında çok da ilgilenmeden bir yere koyduk. Aslına bakarsanız arada hikayeler var ama ben hemen sonuna gelmeyi çok seviyorum bunu anlatırken, işte biz tam üç yıl sonra bu kağıtta yazan kişi ile Ayurveda’nın varlığını öğrenip, Hindistan’da onun gittiği okula gittik. 

 Peki Hindistan'a gitmeye nasıl karar verdiniz?

Hindistana gitme kararımız yaklaşık bir dakika sürdü. Aslında daha yeni bir daireye taşınmış ve yavaş yavaş kendi işimizi kurmaya başladığımız bu aşamada, gerçekten karar vermemiz çok kısa sürdü. Hindistan bizi çok güçlü çağırdı sanırım. 

Ayurveda’yı araştırdım, ne olduğunu öğrendim. Okul ve bölge ile ilgili onlarca soru olmasına rağmen oturup konuştuk ve tamam gidiyoruz dedik. Bu kadar kolay oldu karar vermek. 

Ne tip bir eğitimden geçtiniz?

Altı ay süren, teorik derslerin olduğu sınıflar dışında, pratik olarak hasta takip ettiğimiz bir klinik eğitimi de aldık.

Aslında bu bizim şansımızdı sanırım. Eğitim aldığımız dönem çok fazla hasta kliniğe geldi ve biz de bunlar ile çalışma şansı elde ettik. Eğitim sonunda AYUSH onaylı Ayurveda pratisyenleri olduk.

Hindistan'da yaşamak nasıl bir tecrübeydi sizin için?

Her ikimizin de ilk yurtdışı seyahati olduğu için ve bu Hindistan’a olduğu için en baskın duygumuz korku dolu bir heyecandı. Yani her adımdan hem acayip keyif alıyor, hem de korkuyorduk. Uçaktan indikten sonra ilk taksi yolculuğu için mesela hem ilk defa farklı şerit yolculuğu heyecanı varken, bu yolun acaba istediğimiz yere mi, yoksa onun kafasının estiği yere mi çıkacağı tedirginliği de vardı. Diğer taraftan arabayı çok hızlı kullanıyor olmaları da duruma tuz-biber oluyor. 

İlk ayın sonunda sizi temin ederim ki yıllardır orada yaşıyor gibi olduk. Zaten altı ay uzun bir süre aslında ve on günlük bir tatil gibi bakamıyorsunuz hiçbir şeye. 

Bizim kaldığımız bölge, Hindistan hükümetinin Çin’in baskısından kaçan Tibetlilere yaşayabilecekleri yerler verdiği bir bölgeydi. Hint kültürü yanı sıra çok yoğun şekilde Tibet kültürünü de tanıma fırsatı bulduk. 

Beş gün süren geleneksel düğünleri, kurulan dostluklar ve edilen sohbetler, dinsel törenler, meditasyon merkezleri, doğanın içinde yoga yapmak ve şifalı bitkileri araştırmak, bir ay geçmeyen ishal ve on gün süren muson yağmurları... hepsi tek tek harika tecrübelerdi. 

Hindistan hakkında şöyle bir şey konuşulur; insanlar Hindistan'dan ya nefret eder ya da aşık olur denir. Ben mesela koşulsuz aşığım Hindista'a. Sizin için durum nedir?

Hindistan’da bulunduğumuz her anı tekrar tekrar yaşamak isteriz. Bazen öfke patlamaları ve sinir krizleri geçirmiş olsak bile döndüğümüz günden beri ne zaman tekrar gideriz acaba diye düşünüyoruz. Eğer aşk dediğimiz tüm duyguları yaşamayı kabul edip, hala orda olmayı istemekse sanırım aşığız diyebiliriz. 

Çift olarak çalışıyor olmanız güzel bir durum. Bu konudaki yorumunuz nedir? İki kişi olmanın avantajları neler? Dezavantajları oluyor mu?

Bu çok büyük bir avantaj ve çok büyük bir değer bizce. Her ne kadar aynı süreçlerden geçsek ve aynı eğitimi alsak da, tecrübeler ve süreçler sonucunda farklı bakış açıları ve yorumlar geliştiriyor insan. Bu da bizim yaptığımız her işi zenginleştiriyor ve artı değer sağlıyor. 

 Ayurveda hayatınızı nasıl değiştirdi? 

Ayurveda hayatımızı şekillendirdi. Şahsına münhasır varlığı ve araçları sayesinde hayatımızın her aşamasında ve

seviyesinde Ayurveda var. 

Mithat: İlk ve önemli değişiklik benim eğitim sırasında dört ay içinde 35 kg vermemle başladı. 

Esra: Hindistan’dan yani Ayurveda’yı öğrendikten sonra Ayurveda hayatımızın merkezinde yer almaya başladı. Tüm iş ve sosyal hayatımızı çok yüksek oranda Ayurveda’nın prensipleri doğrultusunda planlıyoruz. 

Bu noktada 'Ayurveda nedir?' diye sormak istiyorum.

Az önce de söylediğimiz gibi Ayurveda tüm yaşamı içine alan ve yaşamın her alanını insan sağlığı için optimal hale getiren bir yaşam tarzıdır. 

Yani aslında Ayurveda dediğimiz zaman sadece yemeniz gereken gıdalardan veya kaçta uyanmanız gerektiğinden bahsetmek, Ayurveda’nın milyonda biridir. Ve yine de Ayurveda ve Ayurveda’yı temel alan bir yaşam için bu basit ve fakat çok etkili adımlardan başlamak gereklidir. 

Tanımsal olarak söylemek gerekirse, Ayurveda Yaşam Bilimi anlamına gelir ki, zaten konuştuğumuz ve anlattığımız her şey aynı Ayurveda gibi yaşamın tamamını ele alır. 

Ayurveda söz konusu olduğunda doshalardan bahsedildiğini duyuyoruz. Nedir Dosha?

Dosha kelime anlamı olarak çabuk bozulan demektir. Ayurveda’nın en temel öğelerinden olan Vata, Pitta ve Kapha için verilen genel isimdir. Kelime anlamı bize doshaların ne kadar çabuk ve sürekli bozulabildiğini gösterir aslında. Buna rağmen Ayurveda, insanın bütünsel sağlığını korumak ve devamlılığını sürdürmek için doshaların sürekli dengede tutulması gerektiğinden önemle bahseder. 

Doshalar ayrıca Ayurvedik Beden Tiplerini tanımlamak için de kullanılır. 

Bu ‘Çabuk bozulan’ Doshalar, ne oluyor da bozuluyor?

Her doshanın kendine has ve değişmemesi gereken, dengede kalması ve sonuna kadar sürdürmesi gereken değerleri vardır. Bu değerler dışsal ve içsel nedenler ile değişime uğramaya ve bozulmaya meyillidir. Bizim sorumluluğumuz ise bunları tekrar dengeye getirmektir. 

Örneğin, Vata doshanın özellikleri arasında soğuk, kuru ve hareketli en önemlileridir. Bu doshanın bozulması demek, bu özelliklere çok fazla maruz kalması demektir. Bunu Samkhya felsefesinde ki Samanya Kanunu ile açıklarız. Aynı özelliklere sürekli maruz kalmak bu özelliğin değerini ve kendini ifadesini arttırır. Örneğimize göre çok fazla soğukta kalmak, hareketli olmak ve kuru gıdalar tüketmek, Vata doshayı bozar ve arttırır. 

Beslenme alışkanlıklarımızın dışında aşırı endişe, korku, hırs, kızgınlık, depresyon gibi duyguların da doshalara zarar veriyor diye biliyorum. Bu nasıl oluyor? Biraz anlatır mısınız?

Her gıdanın olduğu gibi her düşünce ve duygunun da bir özelliği vardır. Mesela öfke ateş, korku daha çok soğuk ve kuru özelliklere sahiptir. Yine temel kanundan yola çıkarsak, bu duygularda uzun süre kalmak, bu özelliklerin artmasına dolayısıyla ilgili doshanın artmasına neden olur. 

Doshalardaki bozulmaların ne gibi sonuçları oluyor?

Dosha bozulmaları ileri seviyede kronik hastalıklara yol açmasına rağmen iyi haber şudur ki dosha bozulmalarını çok erken seviyelerde hissedebilir, anlayabilir ve düzeltebiliriz. Ayurveda’da hastalığın altı aşaması vardır ve daha birinci aşamadan itibaren doshanın bozulduğu anlaşılıp düzeltilebilir. Kronik hastalıklar dördüncü ve daha sonraki aşamalarda meydana gelir. İlk aşamalarda ise hastalıktan ziyade yaşam kalitesini etkileyen, gaz, hafif uyku bozukluğu, sivilce, burun tıkanması gibi etkileri olur. 

Dinacharya nedir? Kısaca anlatır mısınız? 

Dinacharya, evrensel döngüleri ve yasaları temel alarak, Ayurveda’nın ilke ve prensiplerini, insan yaşamının tümüne uygulayabileceğimiz araçları kullanarak, Ayurveda’nın mükemmel sağlık tanımıyla paralel bir yaşam için günlük uygulanacak rutinlerdir. 

Dinacharya’ya göre sabahları aç karnına limonlu, ılık su içmek doğru bir hareket. Günümüzde pek çok insan zayıflamak amacıyla sabahları  limonlu su içiyor. Kimisinde işe yarıyor, kimisinde yaramıyor. Bu durumu yorumlar mısınız?

Ayurveda’ya göre her gıda zehir de olabilir ilaç da. Siz kendi doshanıza uygun olmayan veya o dönem yaşadığınız dosha bozulmasını daha da körükleyecek bir gıdayı ‘sürekli’ olarak tüketirseniz, doğal olarak bedeniniz buna bir tepki gösterecektir. 

Canlı yayınlarınızda şunu söylediğinizi duydum 'Zararlı diye hiç pirinç yemeyecek değilsiniz. Nasıl ve ne zaman yediğiniz önemli.' Bu çerçeveden bakınca aynı şeyi gluten ve dolayısıyla buğday hakkında da söyleyebilir miyiz? Yani glutenin sağlığımıza zarar vermesine sebep olan şey buğday ve türevlerini nasıl ve ne zaman yediğimiz olabilir mi? Ne dersiniz?

Gluten olayında önemli olan ve Ayurveda’nın önerisi taze buğdaydan öğütülmüş unun kullanılmamasıdır. Buğdayı bir yıl kadar beklettikten sonra öğütmek içindeki glüten miktarını yüzde 60-70 oranında azaltacaktır. Ayrıca genetiği oynanmış gıdalarda bu tip sorunlara rastlamak mümkündür. 

Yine da dikkat edilmesi gereken, bu tip gıdaların sindirim gücünün en yoğun olduğu saatlerde tüketilmesidir. Yani 10.00 ile 15.00 saatleri arası bu tür gıdaların tüketimi için daha uygun olacaktır. 

Tüm bu konuştuklarımızdan şunu anlıyorum; mesela en basitinden bir hastalık olan selülit bile kişiye iyi gelmeyen bir alışkanlık ve doshadaki bozulma sonucu oluşuyor. Doğru mudur?

Evet tabii ki. Fiziksel ve zihinsel olarak karşılaşılan tüm rahatsızlıklar birer dosha dengesindeki sapmalardır. 

Sizden öğrendiğim bir şey var; Ayurveda hastalığın oluşmasını beklemeden ilk bozulma anını yakalamayı seviyor ve hedefliyor. Bunu biraz açar mısınız?

Ayurveda’da doshaların dengesizliği çok çabuk bir şekilde fark edilip hemen müdahale edilebilir olduğu için hastalık ileri aşamalara gelmeden engellenebilir. Çünkü Ayurveda’nın birincil amacı hasta olan kişiyi iyileştirmek değil, kişiyi hasta olacak seviyelere getirmeyecek yolu göstermektir. Kendi fiziksel, zihinsel ve manevi dengelerini Ayurvedik öğretiler çerçevesinde izleyen bir kişi daha ilk aşamalarda dosha bozulmalarını anlayabilir. 

Ayurvedik danışmanlık almak nasıl bir süreç? Ben size geldiğimde beni nasıl değerlendiriyorsunuz? Dışardan tipime bakıp mı karar veriyorsunuz, soru mu soruyorsunuz? Nasıl işliyor süreç? Bir rahatsızlık sebebiyle geldiysem tedavi neleri içeriyor?

Ayurvedik danışmanlık almak isteyen bir kişi bize geldiğinde öncelikli olarak bir ön görüşme yapıyoruz. Bu ön görüşmeyi yapma nedenimiz şu; gerçekten ne istiyor bu kişi, bizden ne almak istiyor, ne gibi bir durum içinde bunu anlamaya çalışıyoruz. Mümkünse yüz yüze, değilse telefonda yaptığımız bir görüşme bu. Yarım saat, kırk dakika kadar sürüyor. Bu esnada kişinin isteklerini karşılayıp karşılayamayacağımıza bakıyoruz. Pek çok eğitim almamıza rağmen her gelene evet bunu yap gibi bakmıyoruz. Gerçekten yapabileceğimiz birşey varsa ön görüşmeden sonra çalışmaya devam etmeyi kabul ediyoruz karşılıklı olarak. Örneğin bazen kişinin homeopatik tedavi görmesini daha uygun görüyoruz ve bir homeopata yönlendiriyoruz. Daha köklü sorunların varlığında psikoloğa yönlendirdiğimiz oluyor. Ya da kraniosakral sorunu olan birini osteopata yönlendirebiliyoruz.

Ön görüşmede uyuşursak kişiyi konsültasyon için alıyoruz. Konsültasyon dediğimiz şey de esas olarak yaptığımız ayurvedik beden tipini belirlemek; vata-pita-kapha veya bunların kombinasyonlarından hangisi olduğunu belirlemek. Aslında yaptığımız şey bu kişinin doğuştan itibaren ne gibi yaşam alışkanlıkları, düşünce alışkanlıklarına sahip olduğunu, ne gibi yollardan geçtiğini anlamak, hatta bazen aile ilişkileri, çevresiyle ilişkileri, bazı otomatik davranışları, bazı sosyal korkuları vs gibi şeyleri Esra ile karşılıklı sorularımızla görmeye çalışıyoruz. Böylelikle daha sağlıklı bir yol çizebiliyoruz. İki saat kadar sürüyor konsültasyon. Bu konsültasyon sonucunda kişinin beden tipinin ne olduğunu ortaya çıkarıyoruz. Bu bilgi doğrultusunda da takip edilecek ayurvedik programı belirliyoruz. Kişinin durumuna göre zihin ve manevi hayat seanslarıyla başlayabiliyoruz. Kilo vermekte zorlanan bir kişi ile çalışmaya 5-6 seanslık zihin kalıpları üzerinde işleyen bir programla başlayıp sonra ayurvedik düzenlemelere geçtiğimizde çok daha hızlı şekilde verim aldığımızı gözlemledik. Ayurvedik programa geçmeden önce bu tip çalışmalar yaparak kişinin yüzde 90larda olan direncini %60lara, 50lere hatta daha düşük seviyelere çekebiliyoruz.

Kişinin durumuna göre 2 haftadan 8-10 haftaya kadar değişen uzunlukta programlarımız oluyor. Bu program hazırlık, detoks, arınma süreci dediğimiz bazı gıdaların hiç tüketilmediği, bazı gıdaların mecburen tüketildiği aşamalar, programın bitmesine yakın detoks ve sonrası dediğimiz kişinin normal hayata yavaş yavaş geçmesi sürecini planladığımız bölüm

Bu süre zarfında nefes seansları, ses çanakları meditasyonu, yoga önerileri, ayurvedik masaj uygulamaları oluyor. Bunlara ek olarak bir tane girişte, bir de çıkışta olmak üzere iki adet 2-2buçuk saatlik workshopa tabi tutuyoruz. Burada amaç, kişinin neye başladığını, hangi temel üzerinde gittiğini anlayacağının başlangıç bilgisini vermek. Diğeri de; bu kadar çalışmayı yaptıktan sonra nasıl ilerleyeceksin, senin beden tipin ve bu tipin ihtiyaçları neler, ayurvedaya göre yaşamak nasıl bir süreç şeklindeki bilgileri içeren bir kapanış workshopu.

Bir diğer alternatif çalışma şekli de, kişi eğer ben bu kadar uzun bir çalışma istemiyorum derse 2-3 seanstan oluşan, başlangıçtaki workshopa benzer, ayurvedanın ne olduğunun temel bilgisini veren, ancak kişiyi tamamen kendi beden tipinin ihtiyaçlarına göre, kişinin yaşadığı rahatsızlıkları göz önünde bulunduran, tamamen kişiye özel şekilde hazırlanmış bilgileri içeren görüşmelerle de ilerlemek mümkün.

Çok teşekkürler sevgili Esra ve Mithat.  Yüreğinize sağlık.

Esra ve Mithat Uysal çiftinin ayurveda hakkındaki paylaşımlarından haberdar olmak için Instagram ve Youtube uygulamalarında Dengenibul isimli hesaplarını takip edebilirsiniz. Çalışmaları hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak için www.dengenibul.com