'Çocuğum Büyüyüp Bir Yetişkin Olduğunda Kötü Niyetli İnsanlardan Korunabilmesi İçin Ona Neler Öğretmeliyim?'

'Çocuğum Büyüyüp Bir Yetişkin Olduğunda Kötü Niyetli İnsanlardan Korunabilmesi İçin Ona Neler Öğretmeliyim?'

Birisi kadın cinayetleri politiktir, çünkü devletler, statüko, adına ne demek isterseniz, kadının güçlenmesini istemezler diye bir yazı kaleme almış. Biz öyle olduğunu düşünmek istemiyoruz. Yasalardaki düzenlemelerin en kısa zamanda yapılacağına inanıyoruz. Ama bu cinayetlerin ve kadına uygulanan şiddetin ortadan kalkması için toplum olarak yasaya ihtiyaç duymak biraz kötü bir his veriyor.

Kanuna, düzenlemeye gerek kalmadan, herkes kendi çocuğunu en doğru şekilde yetiştirmekten sorumlu olsa, ortada sorun kalmaz aslında. Biraz sonra sıralayacaklarımızı hem kız, hem erkek çocuklarınızın yetiştirilmesinde uygulayarak onların sağlıklı yetişkinler olması yolunda değerli tohumlar atmış olursunuz.

Çocuk yetiştiriyorsanız sevmek kadar önemli olan, mutlaka öğrenilip uygulanması gereken bir madde var; saygı duymak. Çocuğunuza saygı duyun. Fikirlerini dinleyin. Düşündükleri veya hissettikleri için onu eleştirmeyin. Eleştirdiğinizde size olan güvenini kaybedecektir ve kendini sizden saklamaya başlayacaktır. Eleştirmeye devam ettiğinizde kendini herkesten saklayacaktır, özgüveni zarar görecektir. İyi, olumlu şeylerden bahsediyorsa onu yüreklendirin. Bu arada çocuklar bizim en büyük öğretmenlerimizdir. Çocuğunuz kendini ifade ettiğinde, söyledikleri karşısında önlenemez bir öfke yükseliyor olabilir içinizden ya da başka bir duygu. Her söylediğini onaylamak, kabul etmek zorunda değilsiniz tabii ki, ama içinizden o kadar büyük bir kızgınlık çıkıyorsa bunun kendinizle ilgili sebebini bulmaya çalışın. İmkanınız varsa danışmanlık alın. Çocuklar Duymasın’daki Haluk karakteri gibi her cümleye yükselen bir anne veya babaysanız Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim kitabını tavsiye ederiz. Çocuğunuzun kendini ifade edişiyle başa çıkmakta zorlanıyor gibi hissediyorsanız şiddetsiz iletişime vakıf olmak önemli. Tabi çocuğunuz gerçekten karşı çıkmanızı gerektiren bir şey de söyleyebilir. Özellikle bu tip durumlarda kaynama noktasına gelmeden konuşma yapabilmek, durumu yönetebilmek önemli. Siz en iyisi evlenir evlenmez kitabı alın, çocuk olana kadar olaya hakim hale gelirsiniz. Hem eşinizle ilişkinizde de işinize yarayacak yöntemler içeriyor kitap.

Çocuğunuzun fikirlerinin yanı sıra duygularına da saygı duyun. Şimdi örnek verirken kız-erkek ayrımı yapacağız ama bunu toplumda cinsiyetimize göre belli duyguları hissetmeye izin yokmuş imajı yaratıldığı için bu şekilde anlatmayı uygun gördük. Yoksa duyguların cinsiyeti yoktur. Küçük oğlunuz arkadaşıyla kavga etmiş olmalarına içerlemekten ötürü salya sümük ağlıyor diye onu eleştirmeyin ya da mahalledeki diğer çocuklardan dayak yiyip gelip size söyledi diye bir tokat da siz atmayın. Başına gelen her ne ise size aktarırken tek beklentisi var, kabul görmek. Zaten başına gelen olayda incinmiş ve yalnız kalmış hissediyor. Ağlamak veya şikayet etmekteki istek ortada, birinin onun için orada olduğunu, olduğu haliyle kabul gördüğünü bilmek. ‘Ağlama’ ya da ‘Üzülme’ diyerek avutmaya bile kalkışmayın. Bırakın ne hissediyorsa ifade etsin ve ona şunu söyleyin ‘Her ihtiyacın olduğunda ben burdayım ve seni sevdiğimi her zaman hatırla.’ Aynı şey kız çocuklarının öfkesi için geçerli. Çocuğunuzun öfkesiyle baş etmek için ‘Bu hiç doğru bir hareket değil, sana da yakışmıyor’ gibi bir ifade kullanmayın. Dinleyin, sadece dinleyin. Ne yapacağınızı bulmakta kafanız karışıyorsa siz öfkeli, üzgün, kırgın olduğunuzda, bunu eşinizle veya yakın bir arkadaşınızla paylaştığınızda ne istiyorsunuz aslında. Bunu düşünün. Dinlenmek, anlaşılmak, kabul görmektir cevabınız büyük ihtimalle. Çocuklar da öyle. Ağlamamasını, üzülmemesini, öfkesinin saçma olduğunu söylediğiniz her seferinde çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırırsınız. Onu dinlemek, onun için orda olduğunuzu göstermek yerine onda kusur bulup eleştirerek yapacağınız tek şey, sorunlarını sizle paylaşmaktan vazgeçmesi olur. Belki de sorun şu; size uzak hissettiği için diğer insanlarla sorun yaşıyor. Çocuğunuza biraz daha zaman ayırmayı, özen göstermeyi denemek nasıl sonuç verir acaba benzer bir tabloda?

Çocuğunuzun duygu ve fikirlerine saygı duymak onun sınırlarına saygı duymaktır aslında. Onun bir birey olduğunu ve aynı bir yetişkin gibi sınırları olduğunu kabul etmek gerekir. Çocuğunuzun odasını, eşyalarını kurcalamayın. Hele ki kurcalama işini meraktan yapacaksanız hiç yapmayın. Onun günlüğünü okumayı aklınızdan bile geçirmeyin. Günlüklerinde ne yazdığını merak ediyorsanız kız çocukların günlüklerinde arkadaşlarıyla ne oyun oynadıkları, bir arkadaşıyla küstüyse bunun detayları, Zeynep öğretmenin giydiği kırmızı etek filan yazıyordur. Erkek çocuklarınki çok daha rutindir; sabah uyandım, kahvaltı ettim, okula gittim, basket oynadım gibi. Siz çocuk olmadınız mı, bilmiyor musunuz? Ayrıca bunları günlüğünden okumanıza gerek yok. ‘Zaten bugün neler yaptınız?’ diye sorsanız alacağınız cevaplardır. Ev içi alanlarına saygı duymaktan başka, büyüklerin bir hayli görmezden geldikleri bir durum daha vardır. Çocuk diye utanma duygusunun olmadığı yanılsaması. Pek çok çocuk çok küçük yaşlarda bile başkalarının yanında üstlerinin değiştirilmesinden hoşlanmaz. Hele ki çocuk diye sokakta herkesin içinde bir ağacın altına veya bir şişeye işemesini beklediğinizde çocuğunuz aşırı tepki verebilir. Bir kere yaptınız ve çocuğunuz huysuzlanarak tavrını ortaya koydu, dersinizi alın ve bir daha yapmayın, hatta hiç yapmayın. Aynı şekilde çocuğunuz gıdıklanmaktan hoşlanmıyorsa sınırlarına saygı duyun. Bedeninde dokunulmasını istemediği yerler varsa, çıplak görülmekte sınırı varsa saygı duyun. Onun isteklerine saygı duyduğunuzda çocuğunuz sınır koysa da sevileceğini bilir ve çocukluktan itibaren sınırlarına sahip çıkmayı öğrenir. Bu da yetişkinlikte sınırlarına sahip çıkabilen bir kadın, başkalarının sınırlarına saygı duyabilen bir erkek olmaları demektir.

Çocuğunuzun yaşına uygun karar ve sorumluluklar almasına izin verin. Yaşına uygunun ne demek olduğunu düşünün. Bazı çocuklar yaşından büyük sorumluluklarla baş etmek zorunda kalırlar. Hayattaysanız ve çocuğunuzun yanında olabiliyorsanız yaşına uygun sorumluluklar ve görevler verin. Anne-baba olarak ettiğiniz kavgaların arasında çocuğunuzun arabulucu olmasına izin vermeyin mesela. Kendi sorununuzu kendiniz çözün. Üç yaşındaki çocuğunuz yuvaya giderken kendi kıyafetlerini kendi seçmek istiyorsa bırakın seçsin. ‘Komik oldun, herkes sana güler’ diye uyarmaya kalkmayın. Bunu yapmakla yaratıcılığına ve özgüvenine zarar verirsiniz. Kendi kararlarını alma yeteneği yokmuş gibi hisseder. En küçük karar için size bağımlı hale gelir. İleri yaşlarda doğruyu-yanlışı ayırt edebilmek için küçük yaşlardan itibaren karar alma pratiği yapmalıdır. Diğer taraftan aşırı özgürlük tanıyıp boyunu aşan seçimleri size kabul ettirmekte ısrar etmesi de sağlıklı değildir. Çocuklar sınırları olduğunu bilmek isterler. Onların size sınır koyduğu gibi sizin de onlara sınır koymanız gerekir. 

Sınır konusunda yaşa uygun karar ve görevlerden başka, cinsiyete bağlı olarak toplumun geneline sirayet etmiş bir konuya daha dikkat etmek gerekir. Pek çok insanın toplumsal şartlanmalarla farkında bile olmadan yaptığı hareketlerdir bunlar. Erkek çocuğa erkek olmasından ötürü aşırı gaz verilir. Bu sadece cinsel içerikli değildir. Cinsel içerik de var tabii ki; oğlan çocuğuna göster pipini teyzelere denir, böbürlenerek. Ama kız çocuk için ‘Bizim kız da regl oldu’ denmez böbürlenerek. Toplumun yapısında kadınlığın, dişi meziyetlerin övülmesi gibi bir alışkanlık olmadığından zaten söylenmesin böyle bir cümle. Buna hazır olmayan bir toplumda, kız çocuklarını diğerlerinin utanç ve yargılamalarına maruz bırakmanın anlamı yok.  Ama keşke hazır olsaydık da söylenebilseydi. Saklamak yerine ‘Bizim kız da regl oldu’ diyebilmek, hayali bile hoş. Oğlan çocuk istediği gibi gezip tozup hareket ederken kızları eve kapamaya çalışmak. Oğlan çocuklarını pohpohlarken, kızlara düzgün davranmayı öğretmek. Bunu yaptığınızda ne oluyor biliyor musunuz? O küçük oğlan çocuğu büyüyüp de yetişkin olduğunda herkese her şeyi yapabileceği yanılsamasına düşüyor. Esas konumuza gelelim. Pek çok kadının taciz veya tecavüz edildiği, dövüldüğü ve öldürüldüğü olayların baş rolündeki adamlardaki zihniyet tam olarak bu; her şeyi yapabilirim. Her şeyi yapabileceği şeklinde bir algıyla yetiştirildiği ve büyük olasılık yukarıda saydığımız sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisini yaşamadığından ötürü vicdan-duygu gibi mefhumları yok. Doğru karar almanın yakınından bile geçemiyor. Hal böyleyken karısını aldatmakta, kadınlara tecavüz etmekte, kız arkadaşını dövmekte, eski sevgilisini öldürmekte ya da daha pek çok kötü davranışta bulunmakta bir sakınca göremiyor.

Diğer tarafta da kız çocuklarına sürekli düzgün davranmak öğretiliyor. Bunun içeriği ve sınırları yetiştiği çevreye göre değişiyor ama mesaj hep benzer konular etrafında dönüyor; ört bacaklarını, pedlerini ortada bırakma, yüksek sesle gülme, hava kararmadan evde ol. Yetiştirilişten mi, yaradılış mı bilmiyorum. Zaten kadının kodlarında düzeltmek var, evriltmek, daha iyi işler hale getirmek var. Ana-baba ve toplum kız çocuğunu düzgün davranmaya yönelttikçe o kız şöyle düşünüyor ‘Aa bende yanlış bir şey var demek ki.’ Kendinde yanlış bir şey olduğu fikriyle büyüyen insan kendini sevemez, sürekli kendini dışardan gelen tepkilere göre ayarlamaya çalışır, düzeltmeye çalışır. Durum böyle olunca da yanlış insanlara aşık olmak, sezgilerini dinleyememek, yanlış adımlar atmak çok olağan hale gelir.

Çocuklarınıza, hem kız, hem erkek çocuklarınıza eşit kurallar koyun. Kızınıza ayrı, oğlunuza ayrı davranmayın. Hata yaptıklarında, hata ile orantılı cezalar verin. Şiddeti, duygusal şiddeti, kişisel olarak aşağılamayı bir ceza yöntemi olarak kullanmayın. Siz çocuğunuza şiddet uygulamadığınızı düşünürsünüz, herkese tanıdık olduğunu düşündüğüm için yine aynı örneği kullanacağım, ama taş fırın Haluk gibi patlamaya hazır şekilde etrafta dolandığınızda, küçük bir çocuğun sinir sistemi bundan olumsuz etkilenir. Kendi duygu durumunuz hakkında farkındalık geliştirin. Çocuğunuza uyguladığınız kurallar ve sınırlar insani boyutlar çerçevesinde, yaşına uygun görev ve etkinlik alanı sağlayacak şekilde ve iyi tanımlanmış olsun. Aynı hareketi bir seferinde cezalandırıp başka bir sefer görmezden gelme arasında gidip gelmeyin. Tutarlı ve adil olun. Anlayacak yaşa gelen çocuklara kuralları anlatın. Mesela çocuğunuza belli bir yaştan önce cep telefonu almayacaksanız bu kararınızın gerekçesini açıklayın. Tartışacaktır, bırakın tartışsın.

Çocuklarınızın hisleriyle, sezgileriyle olan bağını koparmayın. Bu çok önemli. ‘Ne demek o, niye, nasıl koparalım ki sezgileriyle bağını?’ diye sormuş olabilir bazılarınız. Çok basit, çok olağan, çok iyi niyetli şekilde yapılıyor bu hareket. ‘Hırkanı giy üşürsün’, ‘Acıkmışsındır ye’ ve benzerleri. Bunların alt yazısı nedir aslında ‘Sen bilmiyorsundur, farketmemişsindir, öyledir’. Aslında çocuk cevap verir ‘Üşümüyorum, acıkmadım.’ Net. Bazı ebeveynlerin deforme olmuş sevgi gösterme anlayışıdır bir bakıma bu cümleler. Deforme sevgi gösterme anlayışlarının diğer en bilinen örnekleri çocuğu hediyelere boğmak ve sınırsız özgürlük tanımaktır. Ama tabii ki bunlar sevgi göstermekle uzaktan yakından alakalı değildir. Gerçek sevgi kalpten gelir, zihinden gelmez. Çocuğunuzu sevin, 'gibi' yapmayın, eksik kalan bazı şeyleri telafi etmeye çalışmayın. Çocuğunuza kalpten sevme konusunda örnek olmayı başarırsanız, o çocuğun büyüdüğünde büyük hatalar yapmasını engellemiş olursunuz.

Çocuğunuza ne yaparsanız yapın sevgiyle yapın. Beraber kaliteli zaman geçirin, gerçekten iletişim kurun, onu dinleyin, ona değer verin. Ceza da veriyor olsanız kendi öfke ve kızgınlığınıza yenik düşüp kırıcı olmayın. Yukarıda saydığımız her madde için kendiniz de örnek teşkil edin. Size yanlış davranan insana ‘Bana böyle davranamazsın’ demeyi bilin. Kendi duygularınızla bağlantıda olun. Ortada uymanız gereken kurallar varsa uyun. İstediğiniz gibi davranabilmek için yan yollara sapmayın. Kimseyi kandırmaya kalkmayın. Küçük hesapların, küçük kazanımların peşinden gitmeye tenezzül etmeyin. Öfkenizi kontrol etmeyi bilin. Kızgın olmakta, biriyle kavga etmekte bir yanlışlık yoktur ama öfkenizi kontrol edemiyorsanız yardım almayı deneyin. Çünkü çocuk yetiştiriyorsunuz, çünkü örnek teşkil ediyorsunuz. 

Kimsenin evladının başına kötü şeyler gelmesin. Umuyoruz ki kadın cinayetleri son bulsun.