Domates, Her Derde Deva

Domates, Her Derde Deva

Domates, içindeki vitamin ve minerallerle, özellikle yüksek orandaki likopenle zengin bir antioksidan meyve/sebzedir. Öncelikle bu meyve midir, sebze midir tartışmasının asıl nedenini anlatalım. Pek çoğumuz domatesin, botanikçilerin meyve tanımına uyduğu için meyve olarak tanımlandığını sanırız. Domatesin sınıflandırılmasındaki bu kargaşanın arkasındaki hikaye çok başkadır. Domates, 1800’lerin sonlarına kadar, vergiden muaf tutulabilmesi için meyve sınıfına sokulmuştur. Bu tarihten sonra, uzun bir yargı sürecinde alınan kararla sebze olduğuna karar verilmiş ve vergiye tabi olmuştur.

Domatese yakından bakalım; kırmızı ve pembe renklerine aşinayız, yeşil halini yaz sonunda çarşı-pazarda görüyoruz. Son yıllarda sarı renkli kiraz domateslerle de tanıştık. Ama geniş bir renk yelpazesi var domatesin. Kırmızı, sarı ve turuncunun tonlarından tutun da yeşil, mor ve hatta siyahı mevcut.

A, K, B1, B3, B5, B6, B7, C, folat, demir, potasyum, magnezyum, kolin, çinko zengin içerik listesinin başlıca vitamin ve mineralleri. Tek bir domates, günlük önerilen minimum C vitamininin yaklaşık %35 ila 40’ını karşılar. A vitamini açısından da zengin olan domates, bağışıklığı, gözün görme kalitesini ve cildin dışardan gelen yıpratıcı etkenlere karşı dayanıklılığını da destekler. İçeriğindeki K vitamini kemik sağlığı için çok önemli bir vitamindir. 

Domatesteki potasyum kalp ve kas sağlığı için önemli bir mineraldir. Aslında potasyum, vücuttaki tüm organların sağlıklı çalışması açısından çok önemlidir. 

Taze, pişmiş, kurutulmuş, salça veya sos olarak tüketilebilen domatesin faydaları bunlarla sınırlı değildir. Bilim adamlarınca yapılan gözlem ve araştırmalara göre domatesin prostat, yumurtalık, akciğer ve mide kanserlerine karşı koruyuculuk oranı bir hayli yüksektir. Koruma özelliğinden faydalanabilmek için mevsiminde ve düzenli olarak tüketilmesi tavsiye edilir.  Domates tüketiminde dikkat edilecek tek nokta, pişmiş domatesin bazı hassas bünyelerde reflüyü tetikleyebilmesidir.

Bilim adamları tarafından yapılan pek çok araştırma ve inceleme sonucunda pişmiş domates ve zeytinyağ ikilisinin cildin kollajen üretimini destekleyip yaşlanmayı yavaşlattığında fikir birliğine varılmıştır. Uzmanlar, domatesin pişirilmesiyle içeriğindeki likopen miktarının arttığını, zeytinyağ ile birleştiğinde likopenin emiliminin kolaylaştığını tespit etmişlerdir. Cildi ve vücudun antioksidan mekanizmasını destekleme özelliğinin yanı sıra, son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda likopenin yaşlılarda bilişsel fonksiyonları koruduğu sonucuna varılmıştır. Likopenin yanı sıra lutein ve beta karoten içeriği ile yaşlılıkta oluşan maküler dejenerasyon ve katarakt riskini de azaltır. Domatesin tüm bu destekleyici özelliklerinden yaşlılıkta fayda görmek için genç yaşlardan itibaren düzenli tüketilmesi önerilmektedir.

Domates yüksek lif içeriği ile sindirim sistemini destekler ve kabızlığa iyi gelir. Karaciğer için faydalı bir besin maddesi olup vücudun yağ yakmasına da yardımcı olmaktadır. Domates aynı zamanda anti enflamatuar niteliklere sahiptir. Antioksidanlar açısından zengin olması sebebiyle kandaki serbest radikalleri, dolayısıyla bütün vücudu temizler. Sigara içenlerin uğradığı zararı gidermek yolunda önemli bir rol üstlenir. Saç ve cilt sağlığı için vazgeçilmez bir sebzedir.

Sağlık için faydaları göz önünde bulundurulduğunda çiğ, pişmiş, kurutulmuş, salça, sos olarak düzenli olarak tüketmek gerektiği sonucuna varıyoruz.