Eril ve Dişil Enerjilerinizi Nasıl Dengelersiniz?

Eril ve Dişil Enerjilerinizi Nasıl Dengelersiniz?

Hermetik öğretinin yedinci yasası der ki; evrendeki her şeyin bir cinsiyeti vardır ve her şey zıddıyla yaratılmıştır. Yani dişil ve eril unsurlar sadece maddi planda değil, zihinsel ve ruhsal planlarda da mevcuttur. İki kutup arasında sürekli bir akış olması tam sağlık durumudur. Eril veya dişil farketmeksizin sadece tek bir enerjiye odaklanıldığında kişi yıkıcı olacaktır.

Aslına bakarsanız dünya üzerinde fazlasıyla yaygınlaşan yıkım enerjisini anlamak için eril ve dişil dengesini araştırma ihtiyacı duyduk. Malum büyük ölçekte savaşlar, açlık, salgın, para piyasaları hakkında sürekli olumsuz haberler var gündemde. Bireysel düzlemde yine bitmeyen para sorunlarının yanında bir numaradaki önceliğimiz, meraklı konumuz; ilişkiler. Ya ilişki yoktur, olamıyordur ve bu bir derttir ya da vardır, varlığı derttir. Uç noktalara gidip kalbimizi dağlayan kadın cinayetlerini anmıyoruz bile.

Peki eril veya dişil enerjimizde bir denge sorunu olduğunu nasıl anlarız? Buyrun sağlıklı ve sağlıksız enerjilerin neye benzediğine bir göz atalım.

Dişil enerjinin en temel özelliklerini alıcı, edilgen, içe dönük, durağan, sezgisel diye sıralarken eril enerjiyi de aktif, dışa dönük, verici, genişleyen, ilk adımı atan, sorumluluk alan diye tanımlayabiliriz. Tabii ki bunlar eril ve dişil enerjilerin en özdeki kaliteleri. Sağlıklı dişilin özelliklerini biraz daha detaylandırmak gerekirse listeye şunlar eklenir; koşulsuz sevgi, anlayış, esneklik, besleyicilik, yumuşaklık, yaratıcılık, sessizlik, akışta olma yeteneği, teslimiyet, duygusallık, şefkat, hafiflik, izin verme, bilgelik. Sağlıklı erilin özellikleri ise öz güven, içsel güç, sorumluluk, odaklanma yeteneği, mantık, destek, kararlılık, yön sahibi olma, korumacılık, netlik, cesaret, disiplin, güvenilirlik, hakkını savunabilmek, beceriklilik. Listeye baktığınızda özelliklerin pek çoğunu, belki de hepsini kendinizde görüyor olabilirsiniz. Belli bir noktayı aşmış her insan, bu niteliklerle hayatının bir yerinde tanışmıştır veya şu an sahiptir. 

Bu niteliklere sahip olmayan kişilerde durumun ne olduğuna bir göz atalım. Bu özellikler olmayıp yerinde hangi özellikler oluyor? İdeal durumdaki özelliklere sahip olmayan erkeğe yaralı eril, kadına da yaralı dişil diyelim. Yaralı erilin sahip olduğu nitelikler; suça meyil, gücün kötüye kullanımı, baskıcılık, saldırganlık, rekabet, kontrol, çatışmacılık, eleştirellik, taciz, kaçınan, köstekleyen, istikrarsız, kararsız, sığ fikirli, soğuk, mesafeli, hayal kırıklığı içinde, kırılganlığın kusur olduğunu düşünen, kafasında yaşayan, öfkesini, kızgınlığını haklı çıkarmaya çalışan, kendini para, seks ve güce esir eden ve böylece daha da duyarsızlaşan. 

Yaralı dişil ise kurban, güçsüz, zayıf, manipüle eden, ilgiye aç, bağımlı, tutuk, aşırı hassas, aşırı duygusal, depresyona meyilli, gerçeğini konuşmaya çekinen, öz değerden yoksun, negatif insanların negatif tavırlarını sineye çeken, onay arayan, herkesi memnun etmekle uğraşan, gerçekte olduğu insanı iyi veya kötü ortaya koymaktan çekinen şeklinde tanımlanabilir. 

Sağlıklı ve sağlıksız enerjilerin neler olduğunu okuduktan sonra sizde neyin ağırlıkta olduğunu anlamışsınızdır. Sağlıksız tarafta olduğunuzu görüyorsanız yapacağınız şey basit. Sağlıksız eril veya dişil hareket, duygu her ortaya çıktığında sağlıklı olana gitmek. Yani sağlıksız dişiliniz kurbana çekildiğinde gücünüze sahip çıkmak ya da sağlıksız eriliniz öfkeye kapıldığında bilinçli olarak sükuneti seçmek ve sakinleşmek. Ama olay bununla da bitmiyor tabii ki. Sağlıklı eril ve dişil özelliklerinde ustalaşmış, sağlıksız tarafa her kayışında hızlıca sağlık yönüne gitmeyi alışkanlık haline getirmiş olabilirsiniz. Ama yine de doğru olmayan bir şeyler olabilir, hayat pek de istediğiniz gibi akmıyor olabilir. Kilit nokta şu; hani şu meşhur yin-yang sembolü var ya, birbirine geçmiş hali bir daire formuna tamamlanan siyah ve beyaz şekiller. Hatırladınız mı? Hani orda siyahın içinde bir parça beyaz, beyazın içinde de bir parça siyah vardır, nokta halinde. Onu da hatırladınız mı? İşte aynen orda olduğu gibi gerçek denge ve sağlık durumu için bir duygunun zıddını da bünyede bulundurabilmek gerekiyor. 

İçinde sağlıklı dişilden küçük bir parça barındıran eril daha bilge, daha yumuşak, daha derin olabiliyor. İçinde küçük bir parça eril barındıran dişil enerji de daha odaklı, daha planlı, aksiyon almaya hazır hale gelecektir. Dişil hiç bir şekilde içinde eril özellik barındırmadığında tembel, odaksız, depresif, çalışmak için motivasyondan yoksun ve aşırı besleyici olacaktır. Eril enerji içinde hiç bir dişil kaliteye yer vermiyorsa saldırgan, kavgaya meyilli, dar fikirli, hayal kırıklığına uğramış, soğuk, sert ve mesafeli olacaktır. Bir de şu olasılık var; bir kadın bedenindesiniz ama sadece eril davranışlar sergiliyorsunuz çabalama, sonsuz bir çabalama ya da tam tersi erkek bedeninde dişil bir yaklaşım ‘İhtiyacım olan bana gelir’ diyen tavır aksiyon almada, konuşmada, kendini ifade etmede tembelliğe neden olur. Yani çarpıtılmış eril ya da dişil enerjiler.

Peki ne oldu da kendi cinsiyetimizin sağlıklı enerjileriyle olan bağımız bozuldu, denge durumundan dengesizlik durumuna kaydık ve yaradılışımıza uygun olmayan enerjilerle hareket eder hale geldik? Sebepler dünyanın geçmişine, insanlık tarihine, kendi aile geçmişimize, anne-babamızın arasındaki bağa, anne karnında geçirdiğimiz döneme, bebekliğimize, çocukluğumuza, ilk gençliğimize, rol model eksikliğine veya yanlış ebeveyni rol model olarak seçmemize dayanıyor olabilir tabii ki. Kendinizdeki dengesizliğin sebeplerini siz biliyorsunuzdur mutlaka. Biz çözümün ne olduğu hakkında konuşmak istiyoruz.

Mesela kendinize şu soruları sorarak başlayabilirsiniz; neden sadece eril ya da sadece dişil enerjide olmayı seçiyorum, diğerini reddetme sebebim nedir, reddettiğim bir ebeveynim mi var, reddettiğim cinsiyete karşı bir utanç veya korku duygum mu var, her iki cinsin özelliklerini kucaklamama engel olan kalıplarım mı var, şartlanmalarım mı var?

Bu soruların cevaplarını verdikten sonra içinizdeki eril enerjiye yer açabilmek için yapabileceklerinizi sıralayalım: 

-Olduğunuz insanı olduğu haliyle kabul edin, olduğunuz halinizle rahat olmayı öğrenin. Bu bir kerede yapılabilen bir şey değildir. Hani son günlerin en popüler kelimesi var ya ‘meydan okuma’ İngilizce’den bize de geçiveren kelime. İşte anlamlı şeyler için meydan okuyun diyorum. Bir kalabalığın karşısında konuşmaktan rahatsız mı oluyorsunuz? Meydan okuyun. İnsanlar karşısında en otantik halinizle görünmek korkutucu mu geliyor, yine kabul edin meydan okumayı. Maskesiz, olduğunuz insan olarak görünün, duygularınızı gizlemeyin. Çok kusursuz olduğum için değil ama iyi bir örnek olduğu için kendimden bir şeyler anlatacağım. İlkokuldayken kalabalık karşısında çok rahattım. Şiir mi okunacak, konuşma mı yapılacak ‘Ben yaparım’ tarzında bir çocuktum. Ne olduysa Liselerarası Tiyatro Festivalinde sesim kısıldıktan sonra oldu. Uzun yıllar tanımadığım kalabalıklar karşısında konuşmak istemedim. Sonra bir üniversitede bir konferansa konuşmacı olarak davet edildim. Konuşmam sırasında defalarca susup duyduğum rahatsızlığı hissetmeye izin verdim kendime. Dışarıdan nasıl göründüğümü de zerre kadar umursamadım. Bu berbat bir tecrübeydi benim için. Aylarca kendi kendime kaldığımda o konferansta sustuğum anlarda ne hissettiğime odaklandım. Hislerimi tekrar tekrar gözden geçirip bende yarattıkları gerginliğin gevşemesine izin verdim. Bir sene sonra aynı konferansa tekrar davet edildim. Gittim. Bir sene öncesine göre çok daha rahattım. İkincisinin ardından yine aynı egzersizi yaptım ama hissettiğim duygular çok daha rahat, çok daha güvenliydi. Hakkında konuşabileceğim birden fazla uzmanlığım olduğu için sıklıkla bazı konferans ve toplantılara davet edilir olmuştum. Başka bir üniversitede hocalık yapmaya başlamıştım. Yani varoluş, beni sürekli birilerinin önünde konuşturuyordu. Konferanslara ilk başlarda hazırlanmaya çalışıyordum. Anlatacaklarıma önceden karar veriyor, topluluğun neler sorabileceğini tahmin etmeye çalışıyordum. Ama genellikle de notlarıma bakmadan konuşuyordum. Sonra bir keresinde şunu yaptım, konuşmaya başlamadan ‘Biraz gerginim’ dedim kalabalığa. Puff, bütün gerginlik uçtu. Olduğum halimi, içimdeki duyguları kabul etmek, görünür olmasına izin vermek inanılmaz bir mucize yaratmıştı. Artık bir yere konuşmacı olarak davet edildiğimde yaptığım şey sadece kendim olmak. Çünkü kimse bildiğim konular dışında bir bilgi beklemiyor benden. Ve kendim olduğumda dinleyici ile gerçek bir bağ kuruluyor aramızda. Bu riski göze al ve olduğun insan olarak rahat ol. İster 500 kişiye konuşma yap, ister her hafta ders anlattığın öğrencilerine ders anlat, istersen tanımadığın bir sürü insanın önünde tanımadığın bir kadını dansa kaldır ya da sadece partnerinle kurduğun ilişkinde kendin olmana izin ver. Ben şunu istiyorum, ben şöyle hissediyorum. İyi şeyler olur, kötü şeyler olur, kabul görürsün, reddedilirsin. Bunların hepsi hayat. Olduğun insan olarak, duygularınla, hislerinle rahat etmeyi öğrenmek önemli. 

-Bedenindeki enerjilerin takipçisi ol. Mesela ertelemek sağlıklı bir eril davranışı değildir. Ya da belirli bir doğrultuda hareket etmek niyetiyle aksiyon alıp sonra geri çark etmek de sağlıklı eril davranışı değildir. Bir konuda hareket etmekten kaçınan bir tavrın varsa sağlıklı erilden hareket etmiyorsundur. Hayatınla, işinle, ilişkilerinle ilgili sorumluluk almaktan çekinme. İşte aylardır üzerinde çalıştığın projen başarısız oldu diyelim. Sağlıklı eril havlu atmaz. Aksine o konunun nasıl yapılabileceği konusuna kafa yorar ve yeni bir hareket planı hazırlayıp tekrar harekete geçer. Yeniden başlamakta tereddüt etme. Bir şeylerden kaçınıyorsan farket. 

-Biriyle aranda bir tartışma, gerginlik veya yanlış anlaşılma yaşandığında sağlıklı eril, sorun ne ise açıklığa kavuşturmak, gerginliği gidermek üzere hareket eder. Geri çekilmek ve susmak, sağlıksız bir harekettir. Genellikle sorumluluk almaktan kaçınan bir karakterdeyseniz sorumluluk almayı seçin. Bir de bu yeni spiritüellik akımının getirdiği bir davranış tarzı var ‘Olması gerekiyorsa olur’. A gerçekten mi? Evet olması gerekiyor ama önümüzdeki 100 sene bir şey olmayacak. Çünkü olması gerektiği için bu konu senin önüne bir kere çıkarılmış ve sen bir kadın gibi hareket ettiğin için olmuyor. Senden başka herkes 500.turu dönüp ders üstüne ders çıkarıyor, sen hala narin poponu oturduğun yerden kaldıramadığın için olmayacak. Erkek gibi davranıp sorumluluk alın. Olmadı mı? Bir daha alın, tekrar tekrar alın. Sorumluluk alırken dizlerin mi titriyor? Nefes al ve hissetmeye izin ver. Ya da bırak titresin, sen işine bak.

-Aksiyon aldın, sorumluluk aldın, her şeyi aldın ve bir şeyler yanlış gidiyor. Öfkeni insanlardan çıkarma ya da arkanı dönüp koşarak kaçma. Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır lafı koca bir yalan, erkekleri yanlış şartlandırmaktan başka bir halta yaramamış bir safsatadır. Sorundan o an kaçarsın ama sorun ortadan kalkmaz. Varoluş ısıtıp ısıtıp önüne koyar. Kaçmak sadece mutsuzluğunu garantiler. Erkekliğin onda dokuzu kalman gereken yerde kalmak ve hissetmeye izin vermek olmalı. Onda bir kaçacaksan da aslan falan kovalıyorsa kaç. Yoksa kaçmak nedir?

-Disiplinli ol. Erkek enerji disiplin demektir, bkz askerlik. Disiplini nerelerde uygulayacağın da açık. Aksiyon aldın, sorumluluk aldın ama konu her neyse patladı. Olmuyor, yapamıyorsun diyelim. Dur, düşün, başka türlü aksiyon al, plan yap, program yap, yaptığın plana uy. Yukarıda da dedik ya sağlıklı eril havlu atmaz. Eril tabiat savaş sever. Ama tabi anlamlı alanlarda savaşmak önemli.

-Duygularını yok sayma. Başkalarını anlamakta veya kendi duygularını anlamakta zorlanabilirsin. Duygularını kağıda dök, diğerlerini dinlemeye çalış, açık ve kırılgan olmayı dene. Erkekler duygularıyla baş edemeyip kendini kapadıkça eril özüyle olan bağını yitiriyor. Eril enerji mantık demektir. Gerçekten mantıklı olabilmek için hislerine izin vermeyi öğrenmen gerekir. Bunu yapmadığında bucak bucak kaçtığın duygularının esiri olursun.

Gelelim dişil enerjinin nasıl dengeye geleceğine. 

-Teslim olmaya ve almaya istekli ol. Pek çok kişi için seyahat planlarını başkasına bırakmak veya çok daha basit bir örnekle beklemediği bir hediyeyi kabul etmek kabustan farksızdır. Hatta örnekleri çoğaltıp üretken olmamayı da ekleyebiliriz bu listeye. Pek çoğumuz sadece yapmaya, çabalamaya odaklıyızdır. Üretmek zorundaymışız gibi hissederiz. Hiç bir şey yapmadan öylece durmak çok ters gelir. Sağlıksız erilin veya sağlıksız dişilin yapılması gereken bir şey varken erteleme eğilimi ile karıştırmayın burdaki yapmamayı. Burdaki yapmamak, eril enerji için önerilen hareketin içinde, olduğu insan olarak, kalabalıklar karşısında rahat hissetme vardı ya onun zıt kutbu. Yapmazken rahat hissetmek, dişil enerjindeyken rahat olmak, teslim olmak, almaya gönüllü olmak. 

Tam yeriyken örnek vermek istiyorum. Erilin bir parça dişil, dişilin bir parça eril enerji barındırması hakkında. Dans edilen bir salon getirin gözünüzün önüne. Kadın, bilinçli bir aksiyonla bir adama baktı kısa süreliğine ve gözlerini yavaşça başka yöne çevirip beklemeye başladı. Küçücük eril bir hareket yapıp dişil doğasına döndü. Erkek kadını dansa kaldırmak üzere aksiyon aldı, olduğu yerden kadına doğru yürüdü, kadını dansa kaldırmak için elini uzattı ve bekledi. Kocaman bir eril hareket ve küçücük bir dişil hareket. Bilmem anlatabildim mi? Teslimiyeti öğrenebilmek günümüzde çaba gerektiriyor. Her şeyi kontrol edemezsiniz. Bazı şeyler olur, bazıları olmaz. Özgür irade gezegeninde yaşıyoruz. Mesela çağımızın bir hastalığı var ve aklım almıyor. Yüksek öğrenimli, öyle cool görünen kadınlar ve erkekler falcılara gidiyorlar. Bu sizin hobiniz, boş zaman aktivitenizse gidin tabi de şimdi söyleyeceklerimi aklınızın bir kenarına yazıp öyle gidin. Kadınlar sadece olma enerjisinde kalamadıkları için bir şey yapmak zorunda hissederek bunu yapıyorlar ve enerjileri zedeleniyor. Erkekler yaptıkları şeye güvenerek aksiyon almaları gerekirken aksiyon alamadıkları ve sürekli erteleme içinde oldukları için falcıya gidiyorlar. Duydukları kısa süreliğine mutlu olmalarını sağlıyor ve sonuç eril enerji hasar görmüş oluyor. Size bir şey söylemek istiyorum, biz bu sitede astroloji yazıları da yayınlıyoruz ya, takip edin, astroloji tekrarlayan bir takım hareketler aslında. İnsanoğlu sürekli beklenti, umut, yapması gerekeni yapmasın da ne olursa olsun kafasında olduğu için rutin döngüyü farketmiyor. Astroloji büyük matematiksel bir plan, bir disiplin. Ve o bir muhasebeci, defter tutuyor. Geçen retroda da bu dersi öğrenmemişsin, mecbur bu sene de aynı konudan sınanacaksın diyor. Yani kontrol etmeye olan ihtiyacımızı bırakabilsek, teslim olabilsek ne falcıya gitmeye, ne astroloji peşinde koşmaya ihtiyacımız kalmayacak. Teslimiyet esas. Yanlış anlaşılmasın; dişil prensip teslim olacak, içinde küçücük bir aksiyonla. Eril aksiyon alacak, içinde küçücük bir teslimiyetle. Çok sevdiğim bir örneğim vardır özellikle kadın-erkek ilişkilerini anlatırken; Siz hiç arıyı kovalayan bir çiçek gördünüz mü ;)

-Akışkan ol. Kadına ‘Olan taraf ol, yapan taraf olma’ dedik diye eve kapanıp oturması gerektiği anlaşılmasın. Belirli bir rutinin içinde kapalı kalma, ak. Planlara, programlara uymadan da hareket edebil. Spontan ol, beklenmedik şeyler yap, rutinini kır. Dişil formun aslında eril formdan daha fazla özgürlük ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını fark et ve ona göre davran. Doğada vakit geçir. Günümüzde yine erkeklerde gözlemlediğimiz bir tavır var; planlı programlı olamamak, spontane hareket etmek istemek. Hellooo, spontanlık kadın tavrıdır, kadın doğasıdır. Erkek hangi saatte, nerde olacağını önceden planlamalı ve buna uymalıdır. Dişil enerji özgürce akmalıdır. Eril enerji belli bir yönde odaklı enerjidir, dişil enerji formsuzdur, her an değişebilir.

-Yaratıcı ol. Her gün yaratıcı bir şey yapmaya izin ver kendine. Şiir yaz, şarkı söyle, resim yap, dans et. İlla artistik işler yaparak yaratıcılığını ortaya koyman da gerekmez dikiş dik, yemek yap, bahçeye çiçek dik, giyin, süslen ve yaratıcılığının ortaya çıkmasına, ifade bulmasına izin ver. Hatta dolabını toplarken yaratıcı ol. Malum katlayıp raflara üst üste yerleştirdiğin her şey iki gün içinde dağılmaya mahkum. Yaratıcı ol, yeni bir yöntem bul.

-Vücudunla bağlantıda ol. Bernard Shaw ‘Benim en iyi dostum terzimdir, her gördüğünde ölçümü yeniden alır. Kalan herkes aynı olduğumu düşünür’ demiş ya sen de kendine öyle davran. Her sabah ölçünü al, vücudunun her parçasının nasıl hissettiğine bak. Bedenine nasıl hissettiğini, ne istediğini sor. Bedenini hareket ettireceğin ama senin de hoşuna giden bir egzersiz yap, yürü, yüz, dans et. Nasıl göründüğüne özen göster. 

-Olduğun insana sahip çık. Bu ne demek oluyor? Kendin gibi ol. Nasıl hissediyorsan öyle davran. Otantik ol. Birilerini kırmamak kızdırmamak için negatif duygularını bastırma. Birileri hoşlanmıyor diye yeteneklerini bastırma. İnsanlar senin sınırlarını ihlal ettiğinde ‘Dur bakalım’ demeyi bil. Başkalarını memnun etmek için kendi zevkinden, zamanından, hayatından ödün verme. Bu tavır, bu davranış bana uymuyor. Sen bana böyle davranamazsın. Böyle bir muamelenin benim hayatımda yeri yok. Bunlar muhteşem cümleler. Yüzyıllar boyunca kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapılmış ve dişil enerji örselenmiş. Bugün dünyanın içinde olduğu durumun en temel nedeni budur.

‘Sen bana bunu yapamazsın’ bu cümleyi sadece bir erkeğe de söylemeniz gerekmez. Bazen duygunu, sınırını bir kadına bildirmen gerekebilir. ‘Canım senin fikirlerin sende kalsın, senin kısıtlamaların sende kalsın. Sen olduğum insan olmamı istemiyorsun diye ben okyanusa yelken açmaktan vazgeçmeyeceğim, senin banyoya koyduğun leğende oynamayacağım’. Nasıl geliyor kulağınıza? Bunu söylemek istediğiniz birileri var mı?

Bazen de bir erkek olarak bunu yapman gerekebilir. Mesela toplumsal şartlanmalar karşısında, kendini şunu söylerken bulabilirsin ‘Erkeğim diye duygularım olduğu gerçeğini inkar edemeyeceğim. Bazen çok inciniyorum, çok kırılıyorum. Duygularımı bastırdığımda bu beni dışarı karşı soğuk ve mesafeli gösteriyor. Mesafe beni incitiyor. Ben hayatımda mesafe koymadığım ilişkiler istiyorum. Kendim olmayı başardığım ilişkiler istiyorum.’ Bir erkekseniz bu ifade size nasıl geliyor? Hayatın akışında bunları söylemeye, bu doğrultuda davranmaya cesaretiniz var mı?

Şimdilik bu konuyu burda bitirelim. Eril ve dişil enerjileri dengelemek öncelikli olarak yaralı dişil ve eril yönlerimizi iyileştirmekten, sonra da ikisini harmanlamaktan geçiyormuş. Harmanlarken bir hareketin zıddına da hayatımızda yer açabilmeliymişiz. Hediye almaktan hoşlandığın kadar hediye vermekten de zevk alabilmek, aynı anda pek çok işi bir arada götürebildiğin gibi bazen de tek bir hedefe odaklanmak, insanları veya projeleri yönettiğin gibi bazen de yönetilmeye ve yönlendirilmeye izin vermek. Bu liste böyle uzar, gider. O iş sizde. Sağlıcakla orijinal enerjinizde kalırken diğer enerjiyi de arada ziyaret etmeyi unutmayın.