Köprüden Önce Son Çıkış

Köprüden Önce Son Çıkış

26 Mayıs’ta Yay burcunun 5. derecesinde bir ay tutulması (Dolunay) gerçekleşiyor.  Anın yükseleni İstanbul’a göre çıkardığımız haritada Başak. Tutulma Türkiye’den gözlemlenemeyecek, çok şükür ki.. Yumuşak ve sert olmak üzere pek çok etkin açı var. Tutulma bize neler getirecek bir göz atalım.

Pluto ve Neptün arasında gerçekleşecek bir altmışlık açı var. Pek çoğumuz içimizin derinlerine bakmak isteyeceğiz. Tutulmadan sonra da sürecek bir etki bu. Çevresel faktörlerimiz bizi değişime zorluyor ve biz hala direniyor olabiliriz. Koyversek ne olur? Yani kendimizi değişimin akıntısına bıraksak, olayların bize şekil vermesine izin versek.. Aslında her şey daha acısız olur. Değişmeye istekli olmak lazım. Çünkü gökyüzü ‘her şey böyle iyi’ illüzyonundan çıkmamız için elinden geleni yapıyor. Bu hayatımız, varoluşumuz hakkında hiç kafa yormadıysak böyle. Zaten birşeyleri irdeleyen, enine boyuna tartan bir yapıda olanlarımız, hatta daha doğru tabiriyle uzun zamandır ‘Yolda’ olanlarımız için ise bazı konular çözüme ulaşacak, yaralar görünmeyen bir elle şifalanacak ve pek çoğumuzun odağı önümüzdeki dönemde başka bir konuya dönecek. Bir sorunu çözünce ‘sıradakine’ geçmek gibi bir durum söz konusu. Hayat zaten böyle bir şey değil mi? Allah çözümsüz dert vermesin diyelim.

İlişkilerimizin mistik bir tona evrilmesine şahit olabiliriz. O mistik tonun ne olacağı her birimizin ruhsal gelişmişliğine bağlı olacaktır. ‘Sen aramadan önce tam seni düşünüyordum’ ile başlar nerelere uzanır bilemiyorum. Ancak karşımızdaki insan ile olan bağımızı bir evrilme aracı olarak kullanacağımız garanti. Yapmamız gereken kendi derinliklerimizde cereyan eden duygu ve düşünceleri farkedip takip etmek.

Kuzey ay düğümü Güneş kavuşumu değişimi destekleyen diğer bir açı. Değişimden kaçmak için kendimizi zevke, sefaya vurma eğilimimiz olabilir. Böyle bir kaçış enerjisine kapılmamakta fayda var, çünkü gökyüzü değişmeyi, derinleşmeyi çok güzel açılarla destekliyor. Yıllar boyunca ‘yuva’ olarak tanımladığımız bazı oluşumları bırakmak durumunda kalabiliriz. Bu gerçekten aileden ayrılmak olabileceği gibi çok yakın bağlar kurduğumuz arkadaş grupları veya iş ortamları da olabilir. Bu ayrılma bazılarımız için teknik sebeplerle olabileceği gibi bazılarımız çevremizdeki insanların hayat yolumuzda bizi desteklemediklerini farkedip uzaklaşmayı ve çevre değiştirmeyi seçebiliriz. ‘Evlerde kapalıyız, zaten kimseyle görüşmüyoruz. Neyin çevre değiştirmesi?’ diyorsanız değişim okuyarak, araştırarak da gerçekleşebilir. Ne de olsa Ay düğümleri ve Güneş İkizler burcunda kavuşum halinde.

Anın haritasındaki Merkür Venüs kavuşumu, sosyalleşmekten zevk alacağımız bir dönemi işaret ediyor. Haftalardır içimize içimize susmaktan patlayacak noktaya geldiğimizi düşününce iletişim kapasitemizin hayli yüksek olacağını tahmin etmek mümkün. Ticaretle ilgili girişimler için de güzel bir açı. İş, para, aşk.. Konu her neyse, ilk adımı atıp konuşmak için de elverişli ve destekleyici. Sevenler gidip konuşabilir yani. :)

Ayrıca kendimizi biraz ödüllendirmek için de uygun enerjiler. Yine de tembellik edip kendimizi kaybetmemekte fayda var. Başkalarını memnun etmek için kendimizi paralamak gibi bir huyumuz varsa dikkat, bu yöndeki eğilimimiz artabilir. Özellikle değmeyecek birilerini memnun etmeye kalkarsak kendimize hatırlatalım; hiç gerek yok.

Düşünmeye, derinleşmeye fazlasıyla ihtiyaç duyacağız; ancak kendi başımıza inzivaya çekilmek, hele bunun için uzaklara gitmek pek doğru seçim olmayabilir. Durup durup instagrama, oraya buraya bakıp ‘Millet nasıl eğleniyor’ diye aklımız kalabilir. Yapabiliyorsak ‘pazar yerinde’ yani hayatın içindeyken dönüşebilmek daha kıymetli. Trafikte sinirlenmeden, taksiciyle kavga etmeden durabiliyor muyuz, dedikodu söz konusu olduğunda dilimizi tutabiliyor muyuz, en can arkadaşlarımızı kıskanma konusunda durumumuz ne, sevdiklerimize tahammül sınırımız ne? Yiğit Özgür’ün tam da bu konuyu anlatan bir karikatürü vardır, bilirsiniz; papaz, evinin penceresindeki çiçekleri sulayan adama sorar ‘Gelmiyorsun artık günah çıkarmaya?’ Adam ‘İşlemiyorum ki, evdeyim hep’ şeklinde cevap verir. Evde kolay aziz gibi davranmak, hele bir insanların arasına karışalım da o zaman görelim.

Dolunaya giden şu günlerde Merkür Neptün karesi gerçekleşiyor. İçsel enerjimizi biraz baskılanıyor gibi hissedebiliriz. Cumartesi tam kare olacak. Mantığımızı kullanmamız gereken işleri, projeleri çok dikkatli ele almamız iyi olur. Hafiften kafalar bi dünya olabilir. Gerçek şu ki kafa ne kadar karışıksa işler o kadar ağır ilerleyebilir. İşin aslına bakarsanız yaratıcılığı destekleyen bir enerji. Yaratıcılık gerektiren işlerimizi yapmak veya hayallerde kaybolmak için son derece uygun. Etki birkaç gün hissedilecek.

Bu dönem birbirinden farklı etkiler altında olacağımız için yalan dolanla iş çevirmek de zorlaşacak. Bu nedenle söylediğin yalanı unutma ihtimaline karşı dürüst olmak faydalı olur. Eşini, sevgilini aldatmak, arkasından iş çevirmek vs için uygun bir gökyüzü hiç değil. En küçük yalanın ortaya çıkması bile ortalığı büyük karıştırabilir. Sonuç olarak karşınızdaki insan kırılacak, güveni sarsılacak filan… Değer mi şimdi?

Bu arada biri herhangi bir konuda çok iyi gibi görünen bir öneride bulunuyor olabilir, hemen yanıt vermemek, beklemek akıllıca olur. Göremediğimiz bir ayrıntı olabilir.

Venüs ve Neptün arasında da bir kare açı var. Olumlu olarak bu açı da kendimizi şımartmayı getirir, yakın ilişkilerimizde sevgi dolu ve şefkatli hissedebiliriz, yaratıcı bir enerjiyle harekete geçebiliriz, ihtiyacı olana yardım etmek isteyebiliriz. Bu açının olumsuz etkisiyle bir konuda duygusal olarak kafamız karışabilir, bir kişi veya ilişki ile ilgili gerçekçi olmayan beklentiler içine girebiliriz, yanlış insana iyilik etmeye kalkıp kendimizi kullanılmış hissedebiliriz, güvenemediğimiz birinin yardımına ihtiyaç duyabiliriz vs.

Mars ve Neptün arasındaki üçgen açı, içgüdülerimizin hareketlerimizi doğru yönlendirmesini destekler, atmamız gereken adımın ne olduğunu genellikle tam olarak bileceğiz, davranışlarımızla insanlara ilham verebiliriz, sabırlı olmak kolay olacaktır, süregelen bir sorunu incelikle çözmek mümkün olacaktır. Yavaşlamak iyi sonuç verir.

Görüldüğü üzere hemen hemen açıların hepsi bir şekilde değişmekten, dönüşmekten bahsediyor. Ancak bir açı var ki o bir ‘Sabah oldu uyan’ zili falan değil, o bir köprüden önce son çıkış alarmı. Başöğretmen Satürn ile aniliklerin, eksantrikliklerin gezegeni Uranüs arasında bir kare açı gerçekleşiyor. Beklenmeyeni beklemek gerekir. Şu dünyada değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu hatırlamakta fayda v a r.

Soru şu ki, biz bu gökyüzünü nasıl değerlendirelim? Farkında olacağız tabii ki. Daha önce de söyledim yine söylüyorum; farkındalık dediğimiz şey şimdi kahvemi yudumladım farkındayım, klavyeye dokundum hissediyorum, andayım şeklinde bir durum değil. Tabi anda ve farkında olma durumumuz çok yerlerdeyse buralardan da başlasak olur, o ayrı. Ama komik olmayalım; bütün gün çatalı ağzıma götürüyorum, oturduğum yeri hissediyorum şeklinde davranıp sonra karşımızdaki insan hoşumuza gitmeyen bir şey söyledi diye kükremeye başlıyorsak orda farkındalık filan hak getire. Andayım, kendimin farkındayım, diğerinin farkındayım, diğerini de hesaba katarak yaşıyorum, duygularımın farkındayım, korktuğumun, kızdığımın, değersiz hissettiğimin, kıskandığımın farkındayım ve tüm bu duygularımın seninle değil, benimle ilgili olduğunu biliyorum. Dünyanın merkezi olmadığımın farkındayım, aynı zamanda kimseye paspas olmak istemediğimin de farkındayım.Yapabileceğim küçük şeylerin farkındayım. İnsanlara gülümseyerek, teşekkür ederek, günaydın diyerek, önünden geçerken para verdiğim dilenciye selam da vererek, ihtiyacı olana yardım ederek fark yaratabileceğimin farkındayım. İhtiyaç sadece para yardımı değildir. Komşun Covid olduysa bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorun. Yemek yapamıyor veya alış verişe gidecek hali olmayabilir. Balık burcundaki Jüpiter kime nasıl davrandığımıza bakacaktır, en çok da kendimize. Kendimizi gerçekten seviyor muyuz? Hiç ‘Ay canım kendim’ pozlarına girmeyelim. Bu gayet başlangıç seviyesinde bir kendini sevmektir. Kendimizi sevmediğimiz için yığma, biriktirme merakımız vardır. Daha çok şuna veya buna sahip olunca daha değerli olacağımızı sanırız. Kendimizi sevemediğimiz için korkuların bizi yönetmesine izin veririz, kafamızı ve kalbimizi hakkıyla kullanmaktan çekiniriz. Kendimizi başkalarıyla kıyaslarız, sokakta gördüğümüz kadınla, yakın arkadaşımızla.. Kendimizi sevemediğimiz için diğerini eleştirmeye çalışırız, onun yaptıklarına etiket yapıştırma peşine düşer, değersizleştirmek için elimizden geleni yaparız. Hele ki zorlandıkları bir alanı biliyorsak içimizde dedikodu tavan yapar ‘Hah sen de yapamadın işte, bak.. O kadar da mükemmel değilsin.’ Karşınızdaki insan mükemmellik iddiasında mı? Sadece bu dünyaya ne yapmaya geldiyse onu yapıyor. İnsanları yargılarken dikkat etmemizde fayda var. Yukarda Allah, burda astroloji var :)) Onun geçen sene filanca evinden geçen Satürn, Pluto, hatta Jüpiter (Jüpiterin tokadı kimselere benzemeyebilir, sağ gösterirken sol vurabilir) senin de elbet aynı evinden geçecek. Onun baş ettiğinin onda biri kadar olmayan dertlerinden boğulmuş, bunalmış, hatta dağılmış hissettiğinde kendini heralde ekstra yetersiz hissedersin. Hatırlamış olalım bu olasığı..

Burası bir okul. Seve seve öğrenmeyi seçersek bazı basit kuralları kafamızın içinde yerli yerine oturtup sonra da kalbimize indirdiğimizde kolayca yol alabiliriz. Yoksa hayat söve söve öğretmeyi de bilir. Satürn-Uranüs karesinin sillesini yememek için biraz kafaları açma, kalbimizi kıble yapma zamanı. Aşkla ve ışıkla kalın..