Mutluluğun En Basit Tanımı(1.bölüm)

Mutluluğun En Basit Tanımı(1.bölüm)

Mutluluk, insanların peşinden koştuğu bir duygu durumudur. Pek çok insanın bu hayattaki en büyük hırsıdır aslında. Bazı insan bilinçsizce kovalar, bazıları da mutluluğa ulaşabileceği bir yol veya yöntem bulmaya çalışır. Akılla yaklaşıp anlamaya çalıştığınızda edineceğiniz ilk izlenim mutluluğun zihinsel bir tutum olduğu şeklinde olacaktır. Bu farkındalığa ulaşmak çok vakit almaz açıkçası. Zeki bir insan genç yaşlarda bunları çözmeye başlar.

Mutluluğun şart ve durumlarla ilgisi olmadığını anlamak ise bir sonraki adımdır. Şu olursa mutlu olurum, bu olursa mutlu olurum. Durum pek de öyle değildir hepinizin bildiği gibi. Şu olur, bu olur ama elde edilen mutluluk geçicidir. Çok pahalı bir araba almak, çok lüks bir evde oturmak ya da her neyse mutlu olmak için seçeceğiniz yol, sizi en fazla bir hafta mutlu eder. Bilim adamları bu durumu bilimsel olarak ele almışlar. Yapılan incelemelerde en arzu edilen nesne veya duruma ulaşıldığında dahi mutlulukla ilgisi olan hormonların salgılanmasının bir hafta sonunda normal düzeylere indiğini görmüşler.

Yani mutluluk bir şarta bağlı değildir, ama kolayca erişilebilir de değildir.

Mutluluğu arama yolculuğunda bir sonraki aşama, mutlulukla aranızda bir duvarın olduğunu anlamaktır. Yeterince gözlem ve durum değerlendirmesi yaparak duvarın ne olduğunu da keşfedersiniz  ama nasıl kaldırılacağı hakkında bir fikriniz yoktur.

Bu noktada şunu söylemek isterim. Mutluluğa giden yol iki aşamalıdır. Yani yazının başından beri anlattığım farketmelerden ayrı olarak, iki büyük dönemeç vardır mutluluk yolculuğunda. Birincisi aradaki duvarı kaldırmak. O duvar ego engelidir. Bu sebepledir ki pek çok insan hayatları boyunca mutluluğun m’sine bile ulaşamazlar. 'Ne alakası var' diyenleri duyar gibiyim. Çok basit bir bağlantıdan bahsediyorum. Benim dediğim, benim istediğim olacak dediğiniz sürece mutsuz olacaksınız. Çünkü sizin dediğiniz olmayacaktır. Ya da insanlar sadece sizin dediğiniz oluyor izlenimi yaratacaklardır. Dediği olan bir kesim de bunun ne kadar boş olduğu gerçeğiyle yüzleşecektir. 

Dediğim olacak diyenlerin yanında bir de 'Senin dediğin olsun yeter ki mutlu olalım' diyenler vardır. Bu grubun kendi arzu ve istekleriyle bağlantıları bile yoktur. Yıllar önce bir film izlemiştim; adam evlendiği kadına ‘Bu hayatta en büyük arzun, isteğin ne?’ diye soruyor ve kadın öylece bakıyordu adama. Adamın yaşadığı hayal kırıklığını anlatamam. 

Benim istediğim olacakçılara geri dönecek olursak, bu tavır aslında tamamen bencil bir ego cümlesi. Benim dediğimi yaparsan, benim istediğim gibi bir insan olursan mutlu olurum. Biraz ezoterik bilgi katarsak işin içine; buradaki ego, solar pleksus çakrasıdır. Hayatta kalmakla, diğeriyle savaşmakla ilgilidir. Ben bu savaşı kazanırsam mutlu olurum. Seni yenersem mutlu olurum. Diğerlerini boyunduruğum altına alırsam mutlu olurum. Şöyle derin bir nefes alıp bu şartların tamamını bırakabilirsek kalpte yaşamaya başlarız. Emin olun tüm bu saydıklarımı bıraktığınızda yaşam çok daha kolaydır. Senin krallığına karşı, benim krallığım diye diretmenin bir anlamı yok.

Yağmurun yağmasından, güneşin açmasından, bahçede kendiliğinden bitmiş bir papatya bulmaktan mutludur kalp. Yani neymiş? Mutluluk için kuralları yokmuş kalbin. Hani insanların ağzında koşulsuz sevgi diye bir kavram var ya herkes bayılıyor hani.. Yok öyle bir şey. Emin olun anneniz bile koşulsuz sevmiyor sizi. Ama koşulsuz mutluluk diye bir kavram var. Füruğ Ferruhzad’ın dizelerindeki gibi 'Kuş ölür, Sen uçuşu hatırla.' Karışık mı oldu bilmem. Sebeplere takılmayın sonuca bakın. Mutlu musunuz, yağmur yağmasından mı, güneş açmasından mı önemi yok. Mutlu olmaya karar verdiğinizde sebeplerin bir önemi yok, araçlara ihtiyaç yok. Açacak güneşin, bahçedeki çiçeğin peşinden koşmaya gerek yok mutlu olmak için. Sadece olmak yeter. Her ne yapıyorsan o mutluluk sebebin olmalı. İki aşamalı demiştim bu konu. Diğer aşamasını da sonra anlatacağım. Sevgiyle..