Mutluluğunun Önünde Engel Kalmasın

Mutluluğunun Önünde Engel Kalmasın

Bağımlı olduğunuz ya da yumuşatalım; sıklıkla tekrarladığınız bir eylem veya sıklıkla tükettiğiniz bir şey, mutluluğunuzun önündeki en büyük engel olabilir. ’Allah allah ne alaka?’ veya daha büyük harflerle ‘Ne yani sigara içiyorum diye mi mutsuzum?’ diye çemkirdiğinizi duyar gibiyim.  15 sene önce biri bunları bana söylese, işkolikliğimin mutluluğumun önünde engel teşkil ettiğini anlatmaya çalışsa ‘Hadi canım’ derdim. ‘İşim çok, çalışıyorum. Yapıp bitirip dinleniriz. Çok çalışmak mutluluğa engel falan değildir’ derdim. Bir dönem şunları söylediğimi hatırlıyorum ‘3 aydır sadece tek bir gün boşluğumuz oldu. İşten gece 1’de çıktım, sabah 7.15’te tekrar burdaydım.’ Aferin bana, bildiğin  bağımlıymışım. Sigara içsem daha iyiymiş belki de. Yanlış anlamayın. Tasvip ettiğimden değil ama uzun saatler dinlenmeden çalışmak da vücutta inanılmaz büyük tahribat yaratıyor. Yine bir gün aynı anda bilmem kaç işle uğraşırken hastanelik olunca anormal bir tempoda çalıştığımı farkettim. Aktif müşteri listemi gözden geçirip getirisi götürüsünden az olanlarla yollarımızı ayırdım. Kısa süre sonra ne farkettim biliyor musunuz? Gelirim değişmedi. Çünkü vakit satın alıyormuşum bolca.

Gelelim bağımlılıklara. Hepinizin bildiği üzere alkol, sigara, uyuşturucu, kumar bunların her biri kişinin sağlığında, ruhunda, ilişkilerinde ve hayatında zarara yol açar. ‘Bende bunların hiç biri yok’ diyerek okumayı yarıda bırakmayın sakın. Bağımlı olduğumuzu anlamadan yaptığımız pek çok başka hareket vardır. Alışveriş, spor, seks, internet, dedikodu, çikolata, tatlı, abur cubura bağımlı olabilirsiniz. Yeme bağımlılığı, bulduğu her yiyeceği lezzetli olup olmadığına dikkat etmeksizin mideye indirten, tamamen farkındalıksız bir durum olabileceği gibi ‘Ben gurmeyim, zevk alıyorum yemek yemekten’ şeklinde bir paravanın arkasına saklanmaya da çalışıyor olabilir. Kilonuzu kontrol etmekte zorlanıyorsanız, kilonuzdaki iniş-çıkışlar ya da sadece çıkışlar sağlığınızı tehdit eder seviyelere ulaşıyorsa bağımlı olma ihtimalinizi göz önünde bulundurmanız yerinde bir davranış olacaktır. Gözlemlediğim kadarıyla zayıflama yoluna baş koyan pek çok insan, kaçınılmaz olarak başka bir bağımlılık geliştirmeye eğilimlidir veya istediği kiloya ulaştıktan sonra verdiği tüm kiloları hatta fazlasını geri alır. Özellikle kadınlar arasında zayıflarken alış-veriş bağımlılığına tutulanların sayısı hayli yüksek mesela. İlk başlarda gerekçeleri ‘Aylardır bunu bekliyorum, yeni kiloma uygun gardrop düzeceğim’ şeklindedir. Bir gardrop yapıp durmaları gereken noktada durabiliyorlarsa sorun yok tabii ki. Hatta takdir edilip kutlanacak bir şey yapıyorlar. Ancak olay zayıflamaktan ötürü oluşan yeni bedene uygun giysi ihtiyacını tamamlayıp bağımlılık noktasına evrildiyse orada dikkatli olmak gerekir. Aynı şey spor için de geçerli. Hem kadınlar, hem erkekler zayıflarken spora bağımlı hale gelebiliyorlar. ‘Bunda ne var ki canım? Sağlıklı bir alışkanlık en nihayetinde’ diyebilirsiniz. Tabii ki bir şey yok, tabii ki bir sorunu olmayan insan istediği kadar spor yapsın. Yakın çevremden, hatta çocukluğumdan beri arkadaşım olan biri üzerinden örnek bir durum anlatayım size. Arkadaşım bundan 3-4 sene önce 8 yıllık karısından ayrıldı. Boşanmaları hepimiz için şaşırtıcı bir olaydı, çünkü birbiriyle iyi anlaşan, her zaman mutlu gözüken bir çiftti. Boşanmanın ardından hayatı boyunca kilolu kategorisinde yer almış arkadaşım hızla zayıflamaya başladı. Bir diyetisyene gidiyordu. Şu son yılların modası beraber spor yapma gruplarından birine dahil olmuştu. Kendisine her akşam sahilde ya koşarken ya da bisiklet sürerken rastlamak mümkündü. Sağlığına sahip çıkması çok güzeldi ve geçirdiği değişimi bütün arkadaş çevresi olarak mutlulukla karşılıyorduk. Ancak şöyle ters bir durum vardı; eski karısının adının geçmesine dahi tahammülü yoktu. İki çocukları vardı ve eski eşi hepimizin arkadaşı olmuştu son 12 senede. Yani eski eşinin adının geçmemesi için çaba sarfetmemiz gerekiyordu. Boşanmanın üzerinden iki sene geçmişken, gruptan birinin sohbet sırasında, çok boş bulunup ‘… ile karşılaştık’ diye ağzından kaçırdığı bir gün ciddi bir öfke krizine tutuldu. Biz de bu boşanma ile baş etmesi için yardıma ihtiyacı olduğunu söyledik ve daha da sinirlendi. Terapiste gitmeyi kesinlikle reddediyordu. Bu olayın üzerinden henüz bir ay geçmemişti ki dizinde menisküs çıktı. Bütün spor hayatı sekteye uğradı. Dizinden bir operasyon geçirdi, ilk bir ay ciddi ihtimam ve dikkat uyarısının yanı sıra dört ay için spor yapmasına kesinlikle izin yoktu. Sonrasında da her gün saatlerce koştuğu veya bisiklet bindiği, eski spor ritmine dönmesi kesinlikle yasaktı. Bu süreçte ne oldu? Arkadaşımız düzenli olarak bir terapiste gitmeye başlamak durumunda kaldı. Boşanmanın yarattığı acı ve daha pek çok olumsuz duygunun üstesinden geldi, eski eşiyle sağlıklı bir bağ kurdu, kızın adını andığımızda bize kızmayı bıraktı, kendini helak edercesine spor yapmaktan vazgeçti, eskisi gibi spor yapamamasının yerine başka bir bağımlılık koymadı. Bedeninin ve ruhunun ihtiyaçlarına duyarlı bir hale geldi. 

Herhangi bir acı, travma, ruhumuzda bir yaraya sebep olmuş bir olayla baş etmek için çeşit çeşit bağımlılık geliştirmek ve bunları usa vurmak mümkün. Dikkatli bakmazsanız alışkanlık haline gelmiş pek çok davranış usa vurma sayesinde olağan görünebilir. Her gün paket paket çikolata yerken, çikolatanın magnezyum kaynağı olmasını gerekçe olarak gösterebilirsiniz. Derdiniz magnezyumsa kabak çekirdeği veya ıspanak da yemek mümkün. Seks bağımlısı olduğunuzu kabul etmekten kaçınıyor olabilirsiniz. Gerekçeniz de libidonuzun yüksek olması kadar mantığa uygun olabilir. Ya da bağımlılığınız çok iyi huylu görünüyor olabilir. Mesela bir kadın tanımıştım iş vesilesiyle. Her gün bir kitap bitiriyordu nerdeyse. Öğlenleri şirkette yemeğe gitmiyor, masasında bir şeyler yiyor ve o arada kitap okuyordu. O derece bir kitap kurduydu. Kitap okuyor diye sağlıklı bir alışkanlık mı bu sizce? Değilmiş. Bir süre ortadan kayboldu. Şirket onun yaptığı işleri başkasına yönlendirdi. Sonradan öğrendik, psikolojik bir rahatsızlık geçirmiş, bir süre hastanede yatmak durumunda kalmış.

Sosyal medya bağımlılığı var bir de. Her gün saatlerce gerekli, gereksiz bir dolu paylaşıma bakıyor olabilirsiniz. Temizlik bağımlıları. Sağlık bağımlıları, doktor ve hastane sevenler. İlişki bağımlıları. Boşanır boşanmaz ya da eşi ölür ölmez başkasıyla evlenenler. Hatta sanata bağımlı olmak da bu çerçevede değerlendirilmeli. Sanat sevmek güzel, hatta teşvik edilmeli. Bir şiir okumadan, güzel bir müzik eseri dinlemeden, güzel bir tabloya bakmadan tek bir gün bile geçirmemeli insan. Sanat ruhu besler. Ama aynı gün 3 film seyrediyorsan, konserden çıkıp sergi gezmeye, ordan müzeye, ordan tiyatroya gidiyorsan bu bir anlam arayışıdır. Baktığın, dinlediğin sanat eserleri sende bir şeyleri açığa çıkarıyor ve iyileştiriyorsa sorun yok ama uyuşturmaktan öte gitmiyorsa durmak gerekir. İyi bir tiyatro oyununu, iyi bir filmi sindirmek için bile ruhun zamana ihtiyacı vardır.

Aşırıya kaçtığınız herhangi bir hareket, hobi, davranış irdelenmeli. Belki konuşmaya bağımlısınız, belki dedikoduya bağımlısınız. Böyle bir bağımlılığınız varsa, evren sizin için güzel bir organizasyon yapmadığı sürece, bunu asla fark edemeyebilirsiniz. Belki de negatif düşünmeye bağımlısınız. Belki öfkeye bağımlısınız. Hoşunuza gitmeyen duygu her ne ise onunla yüzleşmek durumunda kaldığınız her seferinde içinizden bir kaplan çıkıp ortalığı kırıp döküyor olabilir. Övgüye bağımlı olabilirsiniz. Etrafınızdaki insanları, sizin ne kadar akıllı, güzel, başarılı olduğunuzu söyleyen insanlar arasından seçiyor olabilirsiniz. Zihin kurnaz bir oluşumdur. Bağımlılığınızı farketmemeniz için her numarayı yapar. Belki sosyalleşmeye bağımlısınız ve bunu çevresinde sevilen bir insan olmak şeklinde açıklıyorsunuz.

Diyeceğim o ki, bir bağımlılığınız varsa ve kendinizi çok da mutlu hissetmiyorsanız bağımlılığınız, mutlu olmanızı engelleyen sorunlarınızı, ruhunuzda takılı kalan yaşanmışlıkları görmezden gelmek için kullandığınız bir araç olabilir. Kendinize soracağınız soru şu; televizyon mu izliyorum, bir şeyi unutmaya mı çalışıyorum. Ya da her neyi çok yapıyorsanız…

Bu arada mutluluk kafanızı kurcalayan bir konuysa Mutluluğun En Basit Tanımı1 ve Mutluluğun En Basit Tanımı2 yi de okumak isteyebilirsiniz.