Optimizm

Optimizm

Dünyanın topyekûn ve konvansiyonel yöntemlerle girdiği ve kendi ismiyle anılan o meşhur ama elim savaşın ardından geçen upuzun ve dopdolu bir asır boyunca; halefi olan, gezegenin malum “ikinci", nükleer silahların ilk ve temennimiz o ki son savaşı, sonrasında gezegenin ötesinde rekabeti ay yüzeyine ayak basma eylemiyle arşın da ötesine taşıyan, Kore ve Vietnam Savaşları’yla ısınıp ömrünü Berlin Duvarı’yla birlikte tamamlayan “Soğuk" Savaş, müteakiben televizyondan naklen program akışlarına giren “Körfez” Savaşı ve Avrupa’nın ortasında cereyan edip neredeyse seyirci kalınan “Bosna" Savaşı, ve emperyalizmin hükmünü unutturmayarak, sınırları masa başında çizilse de bugün paramparça edilmiş Ortadoğu’da halen süregelen savaşlardan bize kalan demirin tuncu, insanin piçi, armudun sapı ve üzümün çöpü derken ve AB hayalleri tozlanan bizim acımızdan garbın afakı duvarsızken dahi ulaşılmazken, aksâ-yı şarktan tüm cihana yayıldı mel'ûn bir mikrop.

Henüz Jetgiller gibi semada yaşamaya başlamasak da, sosyokültürel ve sosyomedyatik olarak son derece dijitalleştiğimiz bir dönemde ve kablosuz ağların esaretinde mutlu mesut özgürlük oyunu oynarken biz, son kulvarda ortaya çıkan bir başka görünmez rakibin markajına girdik ve göz açıp kapayıncaya kadar ele geçirildik. Bulaş gizemi tam olarak çözülünceye ve tedavisi tam olarak bulununcaya kadar komplo teorilerinin manşetlerinden düşmeyecek, biyolojik silah olup olmadığı henüz şaibeli ama tüm dünyayı biyolojik savaşa yekvücut olarak sokmuş bu görünmez düşman hepimizi maskelerin ardına, kimimizi mülk edindiğimiz dört duvara, kimimizi hastanelere, kimimizi tıbbi vantilatörlere, vasiyetinde kremasyona yer vermeyen kimimiziyse ne yazık ki toprak altına esir etti, ediyor. Kablosuz erişimcilerin ileri gelenlerinden bilhassa beyaz yakalıların aynalı camlı plazalarının ışıkları artık yanmıyor, çünkü onlar evlerinden de çalışabiliyor, alışveriş yapabiliyor, tüketebiliyor ve fikir üretebiliyor.

Fikri harici tüm müessese ve fiili üreticiler ise kayıplar ve zaruri karantinaların gölgesini daha çok hissederek dünyanın çarkını döndürme konusundaki faaliyetlerini sahada sürdürmeye devam ediyor. Yaşantısı sosyal mesafe kurallarıyla azami etkileşimde olan yeme, içme, dinleme, izleme, ulaştırma gibi sektörlerin işveren ve çalışanlarının geleceği tüm dünyada belirsizliğini koruyor. Patronlar çalışanlarına, çalışanlar patronlarına üzülüyor ve mağduriyetleri sürüyor. Küçük başlı esnaflarla büyük başlı tüccarların sorumluluk boyutlarına göre değişen dertleri ve dermansızlıkları birbirine karışıyor.

Sosyoekonomik yansımalarının haricinde, bulaşıcılık konusunda da fakir hastalığı denen tüberkülozun, zengin hastalığı denen gutun karşısına, Tanrıtanımaz olduğu kadar sınıf ayrımı da tanımayan Covid-19 eşitsizler evrenini eşitleme misyonuyla çıkıyor. İsimsiz kahramanlar sağlık çalışanlarının yanına her gün, her statüden yüzlerce kayıp, binlerce hasta ekleniyor.

Öte yandan, Corona virüsü Polyanna huylulara dokunamıyor. Tüm bu kara haber sağanağında bir yandan başka hayatlar filizleniyor. Süreçten asgari ölçüde etkilenen şanslı insanlar ve canlıların hayatı onlar. Ruhunu 21. yüzyılın rekabetçi temposunda gıdasız bırakanların miladı başlıyor; bu vesileyle kendilerini dinleyerek, ev ahalisini dinleyerek, sanal da olsa görüntülü yahut sesli yahut yazılı sohbet ederek, dertleşerek, empati kurarak, virüs aşısı bulunana ve uygulanana kadar umut aşılayarak, turistik olanların yerine bilimum fiziksel ve ruhsal meditatif yolculuklara çıkarak.

Aynı esnada zıvanadan çıkmış bir nüfusu üstünden depremlerle silkelemeye gücü artık yetmeyen dünya ise yunuslar ve tüm solungaçlı komşularına, serçeler ve tüm kuşlara, çiçekler ve tüm bitkilere daha yüksek standartta bir hayat vadediyor. Çünkü sadece son yüzyılda benzeri yaşanmadı diye bizlere alışılmadık gelen bu savaş cinsine dünya aşina aslında. O yüzden bu savaş da selefleri gibi bitecek ve biz arda kalanlar yeni tecrübelerimizle, yeni anılarımızla, yeni sterilize alışkanlıklarımızla ve eski limon kokulu göreneklerimizi yeni nesillere aktarmanın kıvancıyla hayata daha sıkı tutunacağız ve bugünleri kaybettiklerimiz ve kazandıklarımızla birlikte senelerce yad edeceğiz.