Uzak-ara: Hindistan 3

Uzak-ara: Hindistan 3

Rengarenk!

Onlarca farklı inanış, ilginç ritüel, renk renk kostümler, gösterişli aksesuarlar, elleri saçları kınalı kadınlar… Hepsi de Hindistan. Doğu inanışları ve felsefesinin anavatanı Hindistan, ‘renkli’ sıfatının belki de en çok yakıştığı ülke. Hinduizm, Budizm, Jainizm, Sihizm dinlerinin doğduğu, bugün dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan’da Zerdüştlük, Yahudilik, Hristiyanlık, İslam da yaşanan ve yaşatılan dinler. Farklı inanışlar, ananeler Hint kültürünün en önemli zenginliği; bir de festivaller. Hindistan’ın hemen her noktası farklı bir yaşam tarzı, zengin bir kültür ve alışılagelenin dışında yaşamları merak edenler için ideal rotalar. Şimdi bu salgının ortasında ne Hindistan’ı demeyin; biliyorum salgının tam da göbeği Hindistan şu günlerde. Ama elbet bitecek geçecek bu günler ve biliyorum ki ben her ne kadar yerleşmeyi yaşamayı hiç tavsiye etmesem de; gidip görmek isteyenler çok, bu rengarenk toprakları. Hindistan’da turist olmak kesinlikle en güzeli; mevcut düzen ve hayatlarınızdan gerçek bir kaçış istiyorsanız da kesinlikle doğru adres. Aklından, yolundan ‘Bombay/Mumbai’ geçenler, geçecekler için ufak notlar karalamaya çalıştım ancak bu bir gezi yazısından fazlası benim için. Tam beş yıl Bombay’da yaşamış bir yabancı olarak yazıyorum bu satırları. Bombay’da yaşamak ve Bombay’da turist olmak… Ben bugün turist olacağım; kılavuzum bu şehre adım attığım ilk gün duyduğum heyecan, merak ve yine geçen zaman içinde öğrendiklerim…

Maharaştra eyaletinin başkenti olan Bombay/Mumbai ülkenin belki de en dinamik, yaşam temposu en yüksek şehri, Hindistan’ın ticaret ve kültür merkezi. Resmi nüfusu 20 milyon küsür ancak ülkenin en çok göç alan şehri Mumbai’de  kayıtsız olarak sokaklarda yaşamını sürdüren birkaç milyonluk bir nüfus mevcut.

Hindistan’ın mistik kültürüne dair her şeyi Mumbai sokaklarında görmek mümkün. Şehrin fiziki yapısından çok; birçok din ve yaşam tarzının bir araya geldiği o harmoni ilginizi çekecektir. Rengarenk sarilerle dolaşan kadınlar, onlarca farklı inanışın sıradışı ritüelleri, festival etkinlikleri… Evet Hindistan gerçek bir festivaller ülkesi; inanış ve geleneklerin niceliğini düşünürseniz hemen her güne bir festival düştüğünü tahmin edersiniz. Hintliye hergün bayram misali, inanın bugün neyi kutluyoruz kafasına giriyorsunuz zaman içinde. Sokaklardaki şenlik zaman zaman Rio’da mıyım, Mumbai’de miyim sanrısı yaşatmadı dersem yalan olur.

Mumbai’deki ilk saatlerinizde kulağınızdaki şehir efsanelerinden biri yıkılacaktır. Evet bu ülkede inek kutsal, kimse inek eti yemiyor, ama hep anlatıldığı gibi sokaklar başıboş ineklerle dolu değil ve insanlar inek gördüklerinde hayat durmuyor, trafik onlara göre düzenlenmiyor. En azından Mumbai’de böyle şeyler olmuyor!

Kuzey-güney yönünde konumlanan şehrin turistik destinasyonlarının hepsi güney Mumbai’de. Kuzey yakası için yeni yeni yerleşim komplekslerinin düzenlendiği, şehrin getto bölgesi demek çok da yanlış olmaz. Kuzeye gittikçe resmi olmayan nüfusun yaşamına daha çok şahit olursunuz bu şehirde.

Mumbai’de ilk durağınız ünlü, açık çamaşırhane Dhobi Ghat olabilir; dünyanın en büyük açık çamaşırhanesi ve burada ‘dhobi' adı verilen Hintli erkekler yıkıyor çamaşırları. Şehrin bütün otel ve hastanelerinin çarşaflarının Dhobi Ghat’ta yıkandığı rivayet edilse de doğruluğu tartışılır. Yine de çamaşırhanede uzun ipler boyu asılmış, metrelerce beyaz çarşaf görmek mümkün.

Şehrin bir diğer ikonik noktası güney Mumbai’de, limanın en gösterişli kolonyal yapısı Gateway of India. İngiliz hakimiyetinin (1858-1947) yaşandığı dönemde, Kral V.George ve Kraliçe Mary’nin şehre teşrifi için inşa edilen Gateway Of India, Mumbai’nin en önemli sembollerinden biri. En az yabancı turistler kadar yerli halkın da ilgi gösterdiği bir nokta burası. Bu tarihi noktada bir de ünlü otel bulunuyor; Taj Mahal Palace. Saraydan otele çevrilen yapı, kocaman orta avlulu bahçesi ve muhteşem mimarisiyle görülmeye değer.

Güney Mumbai’nin sahil şeridindeki bir diğer önemli durak Hacı Ali Dargah’ı. Önemli bir müslüman tüccar olan ve hacı olmak için Mekke’ye giderken ölen Hacı Ali’nin anısına 1431’de inşa edilen yapı; mescit, cami, dergah ve Hacı Ali’nin mezarının olduğu bir türbeden oluşuyor. İslam mimarisinin Bombay’daki en önemli örneği olan caminin, kara bağlantısı deniz, gelgit nedeniyle yükseldiğinde kayboluyor ve beyaz gösterişli yapı denizin ortasında kalıyor.

Hacı Ali’den sonra Mumbai’yi kuşbakışı görmek için, şehrin en lüks semtlerinden Malabar Hill’e geçebilirsiniz. Daha çok ünlü Bollywood yıldızlarının ve üst kasttan ailelerin yaşadığı semt, tabir-i caizse  şehrin zengin mahallesi. Malabar Hill, Mumbai silüeti ve Umman denizini kuşbakışı, yüksek bir noktadan izleyebileceğiniz parklarla (Hanging Garden, Kamala Nehru Park ve Priyadarshini Park) dolu. Şehrin en çok turist çeken tapınaklarından Jain Temple ile küçük ama katı bir kitle olan katoliklerin St. Stephen Klisesi de Malabar Hill’de bulunuyor.

Gandhi’nin Mumbai’deki günlerinde ikamet ettiği, bugün müzeye çevrilmiş olan evi Mani Bhavan Museum da şehirde mutlaka görmeniz gereken noktalardan. Müze, Gandhi’nin hayatı ve öğretisine dair son derece derin bir arşiv sunuyor ziyaretçilere.

Bombay’da bir günü mutlaka, özellikle akşam saatlerinde şehir halkının akın ettiği Chowpatty Plajı’nda batırmalısınız. Gün içinde sakin bir profil sunan plaj, akşam saatlerinde son derece popüler.

Mumbai’nin en turistik noktalarından bir diğeri hala aktif olarak kullanılan tren garı Victoria Terminus Station’ın da yer aldığı kolonyal bölge. İngilizlerden kalma gösterişli binaların sıralandığı bölge, istasyondan Gate of India’nın yer aldığı Nariman Point’e uzanan keyifli bir yürüyüş parkurudur. Yolun sonunda Mumbai’nin en büyük sanat, tarih ve arkeoloji müzesi Prince of Wales’i gezebilirsiniz. 1855’te Kral George’un ziyareti anısına inşa edilen tarihi yapı, muhteşem bahçesiyle de görülmeye değer bir nokta.

Biraz sokak alışverişi için zamanınız varsa, hemen yolun karşısına; Koloba’ya geçin. Koloba, Hindistan’nın bütün renklerinin kaldırım tezgahlarına serildiği uzun bir caddedir. Takı, şal, işlemeli örtülerle dolu tezgahlarla birlikte sıralanan küçük dükkanlarda da özellikle doğal taş ve aksesuarlar, etnik kıyafetler bulabilirsiniz. Az çok tanıyanlar benim beş yılımın ikibuçuk yılının burada geçtiğini tahmin edecektir. Yalnız Koloba son derece turistik bir alışveriş noktasıdır; zırhınız donanıp sıkı pazarlık etmeyi unutmayın!

Şehrin güneyine doğru süzülürken kullanacağınız Queen’s Necklace (Marine Drive) sahil yolu, Mumbai’nin en güney noktası olan Nariman Point’ten (Gate of India’nın bulunduğu bölge), şehrin kuzey yakasıyla bağlantı kuran ikonik Sea Link köprüsüne kadar uzanıyor; ve gece adının hakkını veren muhteşem bir şehir silüeti sunuyor.

Mumbai’nin yerel pazarı olarak bilinen Crawford Market, şehrin kalbi diyebileceğimiz bir diğer nokta. Ne kadar turistik olduğu tartışılır ancak şehirde vaktiniz çoksa ve yerel yaşama dahil olma gibi bir hevesiniz varsa, doğru nokta burasıdır. Taze sebze meyveden, balık pazarına, incik boncuğa, evcil hayvana, ev eşyalarına, marangoz atölyelerine, antikacılara, dini tapınaklara aradığınız her şey Crawford Market ve çevresinde mevcut. Taş ve takı ticareti dahi burada dönüyor. Ancak dediğim gibi burada turist olarak çok şansınız yok; son derece kalabalık ve kaotik bir bölgedir. Mumbaili bir rehberiniz yoksa hiç listenize almayın.

Bombay’da gece hayatının en hareketli olduğu semt, ağırlıklı olarak yabancıların yaşadığı Bandra’dır. Bandra ve Juhu, sahil şeritleri ve restoranlarıyla kuzey Mumbai’nin en itibarlı  semtleri.

Zamanınız varsa Asya’nın ikinci en büyük gecekondu mahallesi olan ve Bombay’ın geridönüşüm ve küçük sanayi merkezi Dharavi için düzenlenen turlar da ilginç bir deneyim olabilir. Binlerce hektar üzerine kurulmuş olan bu gecekondu semtini hatırlayacaksınız. Oscar ödüllü ‘Slumdog Millionare’ filminin doğal platosu Dharavi. Evet o daracık sokaklar, minik odalar, çöp yığınları üzerinde oynayan çocukların hiçbiri kurgu değil; orası Dharavi! Mumbai’nin ikinci ve daha gerçek olan yüzü…

Haydi şimdi bir ‘Slumdog Millionare’ iyi gider; iyi seyirler.