'Yeni Yılda Yeni Bir Ben Olacağım' Diyenler

'Yeni Yılda Yeni Bir Ben Olacağım' Diyenler

Yeni yıl kararları alındı mı? Ben aldım şahsen. Tek bir kararım var yeni yıla girerken; olmak. Yani hazır bulunmak anlamında. Biz İngilizler presence diyoruz, Türkçe’ye geçmiş şekli prezans, mevcudiyet. Ay ne ise işte anladınız siz. Olmak derken ‘Ben oldum ben’ anlamında bir olmak değil, onu da anlamışsınızdır. 

Kolay olmadı yıllarca Lozan Barış Antlaşması kıvamında madde madde sıraladığım, dikte edici yeni yıl kararları listesini tek maddeye indirmek. Bu senenin yeni yıl kararlarını sizlerin bilgisine sunmadan önce geçmiş yıllardaki yeni yıl kararlarımı gözden geçirdim. Açıkçası uzun listelerden tek bir maddeye indirgemek tek bir gecede olmamış. Malum iyi şeyler öyle kolay olmuyor pek.

Öze eziyet gereksiz kararlarım olmuş yıllarca;

-5 kg zayıflanacak. Neden? Sana ne benim kilomdan. Bedenim bu kiloda rahat demek ki. 5 kg zayıflamak deyince anlayın zaten, fazla kilo falan yok; 58 kiloyum. Ha 58 olmuşum, ha 53. Kime ne? Sağlıklıysam, mutluysam..

-Kahve bırakılacak. Yeni yıl hedefine bak; alkol yok, sigara yok zaten. Bi kötü alışkanlık bırakayım, di mi? Kahve. Sana ne benim kahvemden. Seviyorum. Neden karışıyorsun? Fazla içince çarpıntıyı yapan da kahve değilmiş ayrıca. Magnezyumum eksikmiş. Doktorum bulsaymış ne olduğunu. Kahve bırakmak ne demek? En çok buna içerlemişim sanırım.

-Spora başlanacak, pilatese başlanacak, tekrar yogaya başlanacak.. Her sene döne döne ya birini ya diğerini listeye ekledim durdum. Sonra aletli esnemeli bir yöntem çıktı, onu yazdım listeye 1-2 yıl. Sevmiyorum anlamıyor muydum acaba? Bir yere kapanıp spor yapma fikri zor geliyor. Ruhum kuruyor, içimden ılık ılık çekiliyor o spor salonunda. Hayatımda bir kere çok iyi bir pilates hocasına denk geldim, en yakın arkadaşımın spor salonundaydı, derse gelen kızlar çok eğlenceliydi ama bana çok uzaktı. Üç kere filan gittim derslere. Motivasyonum yok bu konuda.

-Su içilecek… 3 buçuk litre... günde.. Afedersin deve miyim ben? Çölde mi yaşıyorum? Olmaz, cildin güzel olmaz içmezsen, içilecek. Her gün 3 buçuk litre su içsem sadece tuvaletten yayın yapabilirim. Millet aya gitsin, ben tuvaletten bildireyim. Neden? Yeni yıl hedeflerimde 3 buçuk litre su var.

-Evlenilecek. Karara bak, manavdan kavun alıyor sanki. Evlen, hey allam.. Söylenecek çok şey var da neyse.. 

Bunlara benzeyen bir dolu madde var da kafa şişirmeyeyim. Bir müddet devam etmiş bu listeler böyle. 

Gezilecek, görülecek  yerleri, okunacak kitapları, alınacak eğitimleri, izlenecek filmleri irdelemiyorum. Onların hepsini iyi ki yapmışım ki yıllar içinde yeni yıl kararlarım değişmiş, evrilmiş diyelim.

Mesela şu hallere gelmişler;

-'Daha çok komedi filmi izlenecek' diye bir madde eklenmiş listeye. Hatırlıyorum vizyona giren yeni komedi filmi olmayınca oturup eskileri izliyordum. En azından eğlenceli bir iş.

-Daha çok meditasyon yapılacak, yıllar içindeki en iyi yeni yıl kararımdır.

-Yazmaya daha çok vakit ayrılacak. Her zaman severek yapıldı.

-Negatif insanlardan uzak durulacak, yapması zor ama yaparsan huzur seviyeni arttıran karar.

-Dans edilecek. Bu da bütün zamanlar içinde en efsane kararlardan biridir. Milletin yatak döşek yattığı bir hastalıktan ben dans ede ede iyileştim mesela, iyi ki iyi ki..

-Doğada daha fazla zaman geçirilecek. Bu madde yeni yıl kararlarıma girdiğinden beri bulduğum her fırsatta kendimi bir ormana, deniz kıyısına, yeşil bir alana attım. Karnımı toprak ananın karnına koydum, kollarımı açtım sarıldım, iyi ki..

-Yeni bir yabancı dil öğrenilecek.

-Resim kursuna gidilecek.

-Seramik kursuna gidilecek. Bu son üçü ara ara listelerimde boy gösterdi ama zamansızlıktan sıra gelmedi hiç. Hala aklımın bir kenarında duruyorlar. Vakti gelince yaparım. Vakti gelmemiştir.

‘Vakti gelmemiştir’ şeklindeki bir tatlı farkındalığa nasıl geldiğimi de söyleyeyim. Bu sene yani sevgili 2020’de, pandeminin ilk ayında herkesler evde ekmek konusunda master derecesi yaparken ben de dikiş dikmeyi öğrendim. Dikiş dikmek deyince iki kumaşı birbirine dikmekten bahsetmiyorum. Önce basit bir bluz dikerek başladım, basit dediysem kruvaze yakalı, arka çaprazda büyük bir fiyonklu, en son içi astarlı bir elbise diktim. İlk tecrübemde neden ve nasıl bu kadar usta işi? Vakti gelmiştir.

Yine son 3 senede kendiliğinden, aslında bir arkadaşımın vesile olmasıyla ciddi anlamda astroloji bilgisi edindim. Zaman içinde oldu, kendiliğinden. Nasıl yani? Vakti gelmiştir. Orta karar bir astroloğa gittiğinizde yapılan transit gezegen yorumlarının bir tık daha iyisini yapabiliyorum şu anda. Astrolog mu oldum, hayır. Ama kendi haritam hakkında fikrim oluyor. Geçenlerde haritama bakarken çok önemli bir bilgiyi farkettim mesela. Haritadaki diğer her hareket olasılıktı, bu bahsettiğim şey mutlaka oluyordu, mutlaka içinden geçiriyordu seni. Ruhun yolculuğunu gösteren buydu. Bunca zaman niye görmediğime şaşırdım. Geriye dönüp yıllara göre baktım, evet birebir işliyordu. Sonra birkaç gün önce bir astroloğun sitesinde okudum, bir haritada bakılacak en önemli bilgi budur diye. Ne olduğunu tabii ki söylemeyeceğim. Bu bilgiyi bana göstermeden önce varoluş bana kafam kadar astroloji kitapları okuttu. Bir bildiği var demek ki. Aslında biliyorum nedenini, bedelini ödemek diye bir şey var bu hayatta. Bedeli ödenmemiş hiç bir bilginin kıymetini bilmez insanoğlu. Bedelini ödemediğin bilgiyi kullanmazsın, kullanamazsın. Ama o bedel illa o bilgiye ödenmez. Yıllarca bilgi için pek çok bedel ödedim; para, zaman, takas. Bazıları çok işime yaradı, bazıları hiç bir işime yaramadı. Bir sürü bedel ödettikten sonra hayat en önemli bilgileri bedelsiz vermeye başlar. Çünkü bilginin kıymetini öğrenmişsindir. Kafana elma düşer, biri çıkar son aldığı kursta bütün öğrendiklerini sana anlatır, bilgi bir yerden önüne çıkar, biri bir kitap verir. Mesela şuncacık hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan birini bir arkadaşım vermişti, fotokopiydi. Normalde yazarına haksızlık diye yanaşmam fotokopi kitaba. Arkadaşım ‘Baskısı yok, çok araştırdık, yazarı da büyük olasılık ölmüş, biz de fotokopi ile çoğalttık, seversin diye bir tane de sana yaptırdım’ dedi. Bedelsizdi, fotokopiydi ama okuduğum en iyi kitaptı ve varoluş onu bana yönlendirmişti, Ness’in elinden. Kıymetini çok bildim, hala biliyorum. Teşekkür ederim Ness.

Yılbaşı hedeflerini anlatırken konu niye buralara geldi, onu da anlatayım. Üç evresi vardır yılbaşı hedeflerinin. Birinci evreyi dış güçler yönlendirir; elalem, toplum, genel beğeni ve kanılar vs. Kimin fikriyse o 5 kilonun bende fazla olduğu, yıllarca takıldım, yıllarca. Yine de şunu söylemek isterim, o yıllarda aldığım pek çok yeni yıl kararının da bir yanlışlığı yoktu. Özünde hepsi daha iyi bir durumu hedefliyor; spor yapayım, daha sağlıklı olayım gibi. Ama motivasyon yanlış. Sonuç olarak öze eziyet bir durum var. Bir prototipe uymak var, imaj var. Neden? Kabul görmek için, böyle olmalısın, herkesin yaptığını yapmalısın. Hiç de bile.

İkinci evrede sen yönlendirirsin. İyi niyetlisindir. Öze eziyet azalmış veya tamamen bitmiştir. Başkalarının fikirlerinin önemi kalmamıştır. Sen önemli olmuşsundur. Senin isteklerin önemli olmuştur. El alem bitmiştir. Hatta el alem kartelinin dibi kazınmıştır. Esas soru şudur? Ben ne istiyorum. Ruhumu en çok ne besler? 

Üçüncü evrede öze varmışsındır. Ya kapısındasındır, ya içinde. Öz yönetir. İstek yoktur. Hala bazı hedefler vardır ama el alemin hedefleri değildir onlar, egonun hiç değildir. Olursa güzel olur, olmasa da olur. Ama olursa daha güzel olur. Olması gerekiyorsa zaten olur, önüne çıkar, vaktin olur, bir öğretmen belirir, kafana bir kitap atılır, önüne çıkar ve olur. En beklemediğin zamanda olur. Listende yokken olur. Ama olur. Daha güzel değil midir zaten sen beklemezken olan her şey?

2021’de özüme, bütüne, varoluşa faydası olacak ve benim tarafımdan yapılması gereken her ne varsa yapmaya istekliyim, talibim ve niyet ediyorum. Bu çok güzel bir yeni yıl kararı değil mi? Yerine getirmek için de tek şartı var; olmak, prezans, mevcudiyet, hazır bulunmak. Anladınız siz ;)