Yüzde Yüz Zararsızlık

Yüzde Yüz Zararsızlık

Yeni yıla girerken canım böyle bir yazı kaleme almak istedi; Yüzde Yüz Zararsızlık. Pek çoğunuz 'E tabi öyle bir yıl atlattık ki; ormanlar yandı, milyonlarca hayvan öldü, covid patladı, dünya genelinde neredeyse 2 milyon can gitti, hala da bitemedi, kaçırılıp öldürülen çocuklar, skandallar, eski koca, eski sevgili veya akli ve insani melekeleri yerinde olmayan adamlar tarafından öldürülen kadınlar...' diye başladı bile düşünmeye. Zaten darlanmış olan ruhlarınızı biraz daha darlayıp duyarlılık kasmayacağım. Bir tık ötesini konuşmak arzusundayım. Ama dünyanın rezalet gidişatı hakkında da konuşmayacağım. Son yüzyılda olan savaşlara, katliamlara bakınca dünyanın çivisinin çoktandır çıkmış olduğu ortada. Kendi memleketime, kendi insanıma bakmak istiyorum. Yıl boyunca kadınlar, çocuklar katledildikçe 1939 Erzincan depremini sayısız kere hatırladım. Bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. 27.12.1939'da Erzincan'da 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Depremde pek çok bina ile hapishane de zarar görmüştür. Dönemin Erzincan Savcısı İzzet Akçal, hapishaneye gidip mahkumları, kurtarma çalışmalarında yardımcı olmaları için, geri dönmeleri şartıyla serbest bırakmıştır. Sonucu kısaca özetleyeyim; Erzincan'da ve civarındaki köylerde mahkumlar, yangınlar söndürülüp enkaz tamamen temizlenene kadar 1.000 kişiyi kurtarmışlar, buldukları kıymetli eşyaları da sahiplerine teslim etmek üzere muhafaza etmişlerdir. Tüm bu yaşananlara yetkili merciler ve dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de bizzat şahit olmuştur. Enkaz kaldırma çalışmaları sona erdiğinde bütün mahkumlar eksiksiz teslim olmuştur. Ve içlerinden biri 'Bizler suç işlemiş mahkumlar da olsak, böyle bir günde kaçmak alçaklıkların en büyüğüdür' diye bakış açılarını ifade etmiştir.

Yıl boyunca yaşanan pek çok kötü olayda 'Yurdumun güzel insanı bu kadar güzelken, neden ve nasıl bu hallere gelindi?' diye merak ettim durdum. Yüzde yüz zararsızlığı konu etmek isteme nedenim budur. Yazının başında dediğim gibi duyarlılık kasmak istemiyorum ama konu gerçekten duyarlılık gerektiren bir konu. Bir de konu aslında zararsızlığı da aşmıştır, işe yarar bir şeyler de yapmak gerekmektedir.

Gerçek aşkı bilen kalp, bir damla suya hürmetle bakar

'Gerçek aşkı bilen kalp, bir damla suya hürmetle bakar.' Mevlana'nın bu sözü de niye yaşadığımızın özeti değil midir? Çevremizde o bir damla suya hürmetle bakmayı bilen insanlar da var, bunu hiç öğrenmemiş veya unutmuşlar da var. Onlar nerde unuttular veya neler yaşadılar da kalplerini sevmeye hiç açamadılar bilmiyorum. Ama sevmeyi bilen insanların da sahip olduğu bir kusurdan bahsetmek istiyorum kısaca. Sabır bir erdem olarak görülür ve sabretmek teşvik edilir. Kötülüğe de sabır göstermek bir erdem kabul edilmiş, Allah'a havale etmek tavsiye edilmiştir. Öyledir de. Vardır doğru olduğu durumlar. Ancak kul olarak kötülükten eziyet görüyorsan karşındakine 'Dur bi dakka, yaptığın doğru değil' diyebilmelisin. Bunu yapmamak, kötünün kötülüğünde ısrar etmesine sebep olur. Nerede sabır gösterip nerede harekete geçeceğini bilmek gerekir. 2020 öyle değişik bir sene oldu ki, bir suçlu suçunun hakettiği cezayı alınca alkış tuttuk. Halbuki zaten normal olan o cezayı alması. Suçlunun cezasız bırakıldığı durumlar hatalı.

Yazmak istediğim tam olarak bu da değildi. 2021'de kendimize bir damla sular belirlesek hürmet etmek üzere, 'Bir fark yaratabilir miyiz acaba' demiştim. Belki birilerinin hayatına dokunabilir miyiz? Kendi çevremizden başlayarak bir iyilik hareketine sebep olur muyuz? Bir kelebek etkisi yaratabilir miyiz dediydim. Kendimizi ve çevremizi virüsten korumak için maksimum özen gösterebilir miyiz? Su israfına son verebilir miyiz? Aynı şekilde gıda israfına son verebilir miyiz? Geri dönüşüm için çöplerimizi ayrı biriktirsek ne olur mesela? Yerlere çöp atmaktan vazgeçebilir miyiz? Birini yargılamadan önce durup düşünebilir miyiz? Vaktimizin kıymetli olduğu bilinciyle hareket edip zaman israfından kaçınabilir miyiz? Mesela hayvan dostlarımızı korumak için küçücük bir hareket yapıp kuşlar için cama buğday, sokak kedileri ve köpekleri için kapının önüne birer kap su ve mama koyabilir miyiz? İhtiyaç sahibi insanlara yardımda bulunabilir miyiz? Para, yiyecek, giyecek, iş bulmaları için destek, hatta ihtiyacı olan çocuğa ders çalıştırmak, elimizden her ne geliyorsa.. Yalanın herkesden çok kendimize saygısızlık olduğu bilinci ile dilimize, kalbimize göz kulak olabilir miyiz acaba? Bedenimizin bize emanet verildiği bilinciyle ona iyi bakabilir miyiz? Ağzımızdan çıkanı kulağımız duyabilir mi? Kalbimizden geçenin iyilik olması için çaba gösterebilir miyiz?  2021'de herkes bir ağaç dikebilir mi? Ağaç demişken her gün düzenli olarak kitap okuyabilir miyiz? Bizim olana sahip çıkmak için bir şeyler yapabilir miyiz? Tüm bunları kendimiz için değilse bile çocuklarımıza örnek olmak ve onlara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için yapabilir miyiz? Her gün kendimize iyi davranmak adına en azından 'bir şey' yapabilir miyiz? Sana bir tokat atana öbür yanağını dönmek yerine 'Canım kardeşim benle derdin ne' diye sorabilir miyiz acaba? Bu saydıklarım arasında olmayan eylemleri bulup kendi listelerimize not edip hayata geçirebilir miyiz? 2021'de daha güzel bir dünya için neler yapabiliriz?